blank

Üye Girişi

Site İçi Arama

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün665
mod_vvisit_counterDün848
mod_vvisit_counterBu hafta3112
mod_vvisit_counterBu ay9525
mod_vvisit_counterHepsi763656

Kimler Sitede

Şu anda 29 ziyaretçi çevrimiçi

Kolonyalizmin Entelektüel ve Akademik Veçheleri

 

20.yüzyıla anıtsal Oryantalizm(şarkiyatçılık)eseriyle damga vuran Edward Said , Kolonyalizmin “keşif kolu” hizmetini şarkiyat araştırmalarının gördüğüne ilişkin yakıcı bir tespitte bulunur.Doğu’yu-buradaki Doğu esasında Müslümanların yaşadığı coğrafyadır- nesneleştirmek,operasyonel kılmak,ehlileştirmek için çok yönlü araştırmaların yapıldığı şarkiyat enstitülerinin, günümüze “bölge araştırmaları” adıyla tevarüs ettiğini ve halihazırda oldukça işlevsel olduğunu söylemek sanırım yanlış olmaz.Kendisini bir öteki olmadan tanımlayamayan Oksident(Batı)’in, entelektüellik kılığına bürünmüş kolonyalist perspektifi, bilginin nasıl araçsallaştırıldığını görmek açısından ibretlik bir durumdur.Entelektüel bir dayanağı olmaksızın cari kılınması mümkün olmayan kolonyalizmin,şimdilerde insan hakları,hümanizm,demokrasi,kadın hakları,emansipasyon,toplumsal cinsiyet farklılıkları gibi albenili söylemlerle toplumlarımızda icra ettiği misyona ilişkin farkındalık bilinci geliş/tiril/meden “direniş dili” inşa etmek ,kanaatimce,mümkün değildir.

 

Modern Klişelerin Gölgesinde İslamcılık

Çeşitli dergilerde İslam düşüncesi ile ilgili araştırma yazılarının yanında, İslamcılığın yaşadığı çıkmazlarla ilgili eleştirel makaleleri yayınlanan Kamil Ergenç’in, özellikle Türkiye İslamcılığının bugün yaşadığı sorunlarla ilgili deneme yazılarından oluşan ilk kitabı yayınlandı.

Kamil Ergenç’in Modern Klişelerin Gölgesinde İslamcılık adlı ilk kitabı 2020’li yıllara yaklaştığımız bu günlerde İslamcılığın teori ve pratikte yaşadığı çıkmazlara ilişkin tam bir özeleştiri niteliğinde.

Giriş yazısı ile başlayan kitap, Söylemin Bulanıklaşması, Klişelerin Tasallutundan kurtulmak, Tuğyan Çağında Müslümanca Duruş, Muhafazakarlık Klişesi ve Yeni Türkiye’ye Dair başlıklarıyla altı bölümden oluşuyor.

 

Küreselleşmenin Sıradışı Öyküsü

Gebze İMH’de düzenlenen Kitap Tahlili etkinliğinde Hintli entelektüel Nayan Chanda’nın “Küreselleşmenin Sıra Dışı Öyküsü” adlı kitabı analiz edildi.

Kitabı önceden okuyan katılımcılar küreselleşme serüveninin insanlık tarihinin başlangıcından itibaren çok boyutlu olarak ele alındığı eseri olumlu ve olumsuz yönleriyle kritize etti.

 

Avrupa'yı Taşralaştırmak

İnsan ve Medeniyet Hareketi Gebze Eğitim Komisyonu tarafından her ay geleneksel olarak gerçekleştirilen “Kitap Tahlili” etkinliğinde bu ay Hintli düşünür Dipesh Chakrabarty’ in ‘Ayrupayı Taşralaştırmak’ adlı eseri tahlil edildi.

Gebze’de özellikle öğretmenlerin ve entelektüel çalışmalara ilgi duyan çevrelerin katıldığı aylık “Kitap Tahlili” programı İnsan ve Medeniyet Hareketi Gebze merkezinde yapıldı. Eğitimci ve Araştırmacı-Yazar Kamil Ergenç’in moderatörlüğünü üstlendiği programda Hintli düşünür Dipesh Chakrabarty’e ait ‘Avrupa’yı Taşralaştırmak’ adlı eser kritize edildi.

 

Tarihin Küresel Tarihi

Gebze İnsan ve Medeniyet Hareketi’nde her ay geleneksel olarak düzenlenen Kitap Tahlili etkinliğinin Şubat ayı programında Daniel Woolf’un Tarihin Küresel Tarihi adlı eseri tartışıldı. Eğitimci-Yazar Kamil Ergenç hocanın moderatörlüğünde gerçekleştirilen etkinliğe eğitimciler ve entelektüel çalışmalara ilgi duyan Gebzeliler katıldı. Antik çağlardan günümüze tarihyazımının özetlendiği kitapta Avrupa, Çin ve İslam tarihleri ile Amerika, Rus, Japonya ve Hindistan tarihyazımı karşılaştırmaları yapılıyor ve tarihyazımları arasındaki etkileşimler, farklılıklar ve benzerliklere vurgu yapılarak Avrupamerkezci egemen tarihyazımı sorgulanıyor.

 

Kemalizmin Kolonyalist Söylemiyle Yüzleşmek

Kemalist paradigmanın ,muhafazakar demokrat kimliğin özel/hususi çabasıyla, Türkiye’nin çimentosu olarak kodlanmaya başladığı bir vasatta,aziz İslam’ın ilke,prensip,umde ve şiarlarına iman eden aydın/entelektüel sorumluluğunu haiz herkesin yapması gereken en önemli şey,bir yandan Kemalizmin esin kaynağı olan aydınlanma aklını,tavrını ve tarzını teşrih masasına yatırırken diğer yandan bu aklın/tavrın ve tarzın kimi zaman aleni/aşikar kimi zamansa zımni olarak kolonyalist perspektifle örtüşen yanlarını deşifre etmektir.Bunu yaparken de ,kanaatimce, işe eğitimden başlamak gerekir.Çünkü sadece Cumhuriyet Türkiye’sinde değil,aydınlanma referansıyla hareket eden bütün halkı Müslüman ülkelerde eğitim, en öncelikli müdahale sahasıdır.Bu müdahale yersiz de değildir hiç şüphesiz.Ulus-devletin doğası böyle bir müdahaleyi kaçınılmaz kılar.İçine girilmesi izne bağlı,sınırlı ve seküler mekan olması münasebetiyle ulus-devlet, mutlak egemenlik ve denetim ilkesi gereğince muhatabını kendisine ram eder.Eğitim de bu ram etme sürecinin en önemli enstrümanıdır.

 

On Yaşında Girişimci Olmak

Girişimci çocuk yetiştirme yollarını barındıran bu kitap yazarın çok satan “20 Yaşında Patron Olmak” kitabının öncülü niteliğinde. Yılın Genç Girişimcisi ve Türkiye’nin En Başarılı Genci ödüllerinin sahibi Erdem Genç, uzman psikologların ve çocuk girişimciliği konusunda uzman akademisyenlerin süzgecinden geçirdiği öğütlerini kendi  öyküsü üzerinden akıcı bir şekilde aktarıyor. Her bölüm sonundaki özet ve psikolog notları doğru bilgilerin akılda kalmasını kolaylaştırıyor. Son bölümde yer alan röportajlar ise Genç’in merak edilen soruları cevapladığı bir bölüm olarak eseri tamamlıyor.

 

Celladına Kur Yapmak

George Orwell kült romanı 1984 te geleceğin toplumu üzerinde mutlak egemenlik ve kontrol tesis etmek isteyen iradeye ‘’geçmişi denetim altında tutan geleceği de denetim altında tutar’’cümlesini söyletir. Pekiyi geçmiş nasıl denetim altına alınır? Diyelim ki denetim altına alındı. Bunun geleceği denetim altına almakla ne ilgisi var? Tarih disiplini bizlere, kabaca, geçmişin hikayesini anlatır.Bundan dolayıdır ki iyi bir öğretmendir.Ancak bu anlatış çoğu zaman objektif olmaktan uzaktır.Çünkü anlatıcının dünya görüşü,siyasal pozisyonu,sosyal sınıfı,kültürel aidiyeti gibi hususlar onun tamamen objektif olmasını engeller.Malum, durduğumuz ‘’yer’’le  gördüğümüz ‘’şey’’ arasında yakın bir ilişki vardır.Bu durum, bugünün tarihini yazacak olanlar için de geçerlidir.Enformasyon unsurlarının tarihte hiç olmadığı kadar yaygınlaştığı,bilginin oldukça hızlı yayıldığı bugün bile tarihe tanıklık etmek nerede durduğumuzla alakalıdır.Örneğin bir Amerikalı veya Amerikan değerlerini benimsemiş biri için Irak’ın işgali, o ülke insanlarının  demokrasiyle tanıştırılmaları yani medenileştirilmeleri ve dünya için oldukça tehlikeli olan kitle imha silahlarının çılgın bir adamın elinden alınması amacıyla yapılan oldukça kutsal/değerli bir eylemken,işgale doğrudan ya da dolaylı olarak muhatap Müslüman toplumlar için durum,emperyal karakteri bariz bir ülkenin kimi stratejik ve ideolojik emellerine ulaşmak amacıyla gerçekleştirdiği barbarca bir müdahaledir.Kimilerine göre 12 eylül askeri ihtilali Türkiye’de ki kaos ve anarşiye son vermişken ve yalnızca bu hususiyeti nedeniyle bile taktiri hak ederken,aynı ihtilal kimilerine göre Türkiye’nin küresel kapitalizme ve neo-liberal siyaset tarzına entegre edilmesinin önünü açmıştır.Örnekleri çoğaltmak mümkün…Pekiyi aynı olayın birbirine tamamen zıt  yorumlanmasının önüne nasıl geçilebilir?Ya da bu zıtlığın minimize edilmesi nasıl mümkün olabilir?