blank

Site İçi Arama

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün232
mod_vvisit_counterDün587
mod_vvisit_counterBu hafta232
mod_vvisit_counterBu ay11749
mod_vvisit_counterHepsi748829

Kur'an Kıssalarının Tarihselliği/Cengiz DUMAN

 Cengiz Duman’ın kaleme aldığı eser Kasım 2011 tarihinde basılmış. Kitap, bir önsöz, 12 bölüm ve sondaki kaynakçayla birlikte toplam 262 sayfadan oluşuyor.

Eserde Kur’an kıssalarının tarihsel olup olmamasıyla ilgili farklı zamanlarda yazılmış makaleler var. Yani kitap çeşitli zaman dilimlerinde ve çeşitli sebeplerle kaleme alınmış makalelerin bir araya getirilmesiyle oluşmuş.

Yazarın önsözde de belirttiği bir husus dikkati çekiyor kitapta. Birbirinden bağımsız olarak yazıldığı için makaleler, haliyle tekrarlar kaçınılmaz olmuş. Makalenin birinde bahsedilen bir mevzu diğer bir makalede de ayniyle yer alabiliyor. Tabii bu da okuyucuyu sıkabiliyor. Okuyucu bu doğal sonucu bilip sabırlı davranırsa müstefid olacağına eminiz.

Eserin dili, makalelerden oluşmasına rağmen üst seviyede, akademik seviyede değil. Ortalama bir okuyucu tarafından rahatlıkla anlaşılabilir.

Cengiz Duman, kitabın yazılış amacını önsözde açıkça belirtiyor: “Kur’an kıssalarının doğru anlaşılması çabalarına, bu amaçla oluşturulacak sahih bir metodolojiye ve bütün bu çalışmalarının geniş bir şekilde yapılabileceği Kur’an Kıssaları Ana Bilim Dalı’nın kurulmasına bir vesile kılmasını…” Evet, gerçekten bu kitabı okuduktan sonra böyle bir çalışmanın yapılması gerektiğini anlıyoruz. Bu eser de bu alanda dikkate alınacak ve bu konuda çeşitlilik sağlayacak bir kitap.

Makalelerin her biri aynı ilmi seviyede değil. Bazı makalelerde yazar, sorunun en dibine kadar nüfuz ederken bazılarında yüzeysel kalıyor. Reddettiği görüşler tam anlamıyla açıklanamıyor. Özellikle 5. bölüm olan “Kur’an Kıssalarında Tarihsellik Unsurları” adlı makale meselenin her yönüyle ele alındığı, ilmi makale disipliniyle yazılmış, doyurucu bir makale.

Cengiz Duman bu eseri, Kur’an kıssalarının kimisinin tarihi yani gerçek olduğunu reddeden Muhammed Halefullah, Taha Hüseyin, Hikmet Zeyveli ve bu yazarların Türkiye’deki takipçisi Mustafa Öztürk’e cevap niteliğinde kaleme almış. Yazar kısaca adı geçen yazarların görüşlerini tamamen reddediyor ve Kur’an kıssalarının tamamının Ashab-ı Kehf, Habil-Kabil, Zülkarneyn, Hz. İsmail, Hz. Yakup ve Hz. Süleyman kıssaları üzerinden tarihsel olduğunu iddia ediyor ve bu makalelerle bunu ispatlamaya çalışıyor.

Makalelerde özellikle, Kur’an’da geçen ve kısaca anlatılan hikayelerin İncil ve Tevrat’ta tafsilatlı bir şekilde sunulduğu, bu hikayelerin tevhid inancını zedeleyen unsurları çıkarılarak Kur’an’da mücmel ifade edildiği, Allah’ın (c.c) ders vermek için olmamış şeyleri insanlara anlatmasının abes olacağı, bu hikayelerin hepsinin yaşanmış olduğu, Arap toplumunun da bu hikayelerde anlatılan olayları bildiği, çünkü bilmeseydi peygamberimize bununla ilgili yeni sorunlar çıkartabilecekleri, klasik tefsirlerde anlatılan hikayelerle ilgili olmadık şeylerin (israiliyyat) söylenmesi, rivayetlerdeki tezatlar, yeni müfessirlerin bu tür yanlışlıkları reddederken indiliğe sapmaları, modern dönemdeki tarih anlayışıyla Kur’an’ın indiği zamandaki ve toplumdaki tarih anlayışının bir olamayacağı, Arap toplumunun sosyal yapısının göz önünde bulundurulması gerektiği gibi konular ele alınmış.

Kitabın en büyük handikabı başta da söylediğimiz gibi tekrarlara çok düşmesi. Aslında bu makaleler birleştirilerek uzunca ve yek pare bir makale oluşturulsaydı hem bu tekrarlara düşülmezdi hem de asıl konu yani Kur’an kıssalarının neden tarihsel olduğuyla ilgili derli toplu bir bilgi olurdu elimizde. Derli toplu diyorum; çünkü birkaç makaleden sonra mevzular aynileşmeye başlıyor birkaç küçük farkla. Tabii bu yine başta söylediğimiz gibi sabırlı bir okuyucu için sorun teşkil etmez ve Kur’an kıssalarıyla ilgili yeni bilgi ve bakış açıları kazanabilir.

Eserde yine benim dikkatimi çeken şey yazarın İncil’e özellikle de Tevrat’a çok fazla atıfta bulunması. Kıssaların Kur’an haricindeki kutsal kitaplarda da bulunduğunu ve onların tarihsel olduğunu belirtmek için muharref kitaplara çok fazla atıfta bulunmuş. Bunu tezlerini kanıtlamak için yapıyor; fakat bu tarz insanı biraz rahatsız ediyor; çünkü sonuçta bu kitaplar muharref.

Yazara katılmadığımız diğer ve en önemli mesele son bölümdeki Hz. Süleyman kıssasıyla ilgili söyledikleri. “Kur’an-Kerim’in Sebe ve Enbiya surelerinde yer alan bu ayetlerdeki ‘…Cinler…’ ve ‘…Şeytanlar…’ kelime veya kavramı; tam anlamıyla Hz. Süleyman’ın medeniyetinde ustalık veya kalifiye işçilik yapan Sur Kralı Hiram’ın zanaatkar adamları/halkını mücmel olarak tasvir ve tarif etmektedir kanaatindeyiz.” Klasik tefsirlerin hiçbirinde yer almayan bu yorumu yazar, desteklemek için öncesinde görüşlerini şiddetle reddettiği Mustafa Öztürk’ün fikirlerine müracaat ediyor. Kıssada geçen “cin ve şeytan” kavramlarının mecazi olduğunu iddia ediyor. Bu varlıkların bizce görünmeyen ve gerçek varlıklar olduğu su götürmez bir gerçekken yazar nasıl olur da bu varlıkların insanlar olduğunu söyleyebilir? Yazar bu noktada bize göre eleştirdiği kişilerin yanlışlarına düşmüş.

Sonuç olarak şunları söyleyebiliriz. Kur’an kıssalarının tarihselliği üzerine kafa yorularak, bakış açıları geliştirilerek, bu arada Arap toplumunun arka planıyla ilgili çeşitli bilgiler verilerek, kıssalarla ilgili yazılan diğer eserlerden alıntılar yapılıp karşılaştırmalar yapılarak, önsözde belirtilen amaca uygun bir tartışma alanı oluşturularak yazılmış bir eser. Bazı yerlerde yazara tam anlamıyla katılıyorsunuz bazı yerlerde yazarı eleştiriyorsunuz. Böylelikle siz de bir okuyucu olarak zihin antrenmanı yapıyorsunuz.

 

 

 

Veysel CAMGÖZ

 


AddThis
 

Yorumlar  

 
0 #1 Halid Tamali 05-07-2012 14:13
"...klasik tefsirlerde anlatılan hikayelerle ilgili olmadık şeylerin (israiliyyat) söylenmesi..." diye yazmissiniz. Daha sonra da 'Eserde yine benim dikkatimi çeken şey yazarın İncil’e özellikle de Tevrat’a çok fazla atıfta bulunması.' demissiniz.

Israiliyyat Yahudi rivayetlerine denir. Bir seyin Israiliyyat olmasi olmadik sey ya da asilsiz sey yapmaz onu. 'Azrail' ismi Israiliyyattir. Yazar da gorunuse gore Israiliyyat'a dengesiz bir sekilde dalmis.
Alıntı
 

Yorum ekle