Site İçi Arama

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün525
mod_vvisit_counterDün477
mod_vvisit_counterBu hafta2765
mod_vvisit_counterBu ay10357
mod_vvisit_counterHepsi582240

Ay Terapisi/Mustafa ULUSOY

An gelir... Belki de uzun zaman olmuştur ne kadar susamış olduğumuzu fark etmeyeli… Ve anlarsınız; ta ki kana kana içesiye kadar suyun tadını.. Kanarak içtiğiniz su ile alelacele içtiğiniz suyun tadı aynı olmaz çoğu zaman, çünkü özlem ve ihtiyaç birleşmiş ve daha da anlam kazanmıştır bir eylem.

Bir kitabın sayfalarında gezinirken hissederim çoğu kez “kanmak” fiillinin ne anlama geldiğini…

Öyle ki bazı kitaplar vardır, satır aralarını dahi okuduğumuz ve özlediğimiz. Hatta hayatımızın bir köşesinde halen yazılmaya ve okunmaya devam eden satırlarında kaybolursunuz. Ve özlediğiniz, ihtiyaç duyduğunuz kelimelerle saatlerce hasbihal etmek ardından onca kelimenin üzerine tonlarca susmak istersiniz.

 

Mustafa Ulusoy’un AY TERAPİSİ öyle bir kitap olmuş. Dinlenilesi ama dinçleştiren öğüt ve hikayeleriyle okuyucusunu kucaklayan bir tarzda..

Kitabın satır aralarında gezinirken bir an kendinizi kitabın içinde başkarakter gibi hissetmeniz kaçınılmaz oluyor. Kimi zaman Dr. Mavi sizsiniz, kimi zaman karşısında hasbihâlleştiğisiniz, kimi zaman bu hasbihâlleşmeyi yaşamış olduğunuzu anımsıyor ve durmadan düşünmeye sevk ediliyorsunuz. En hoş olanı da benliğiniz ile karşı karşıya oturuyor ve sohbet ettiriliyorsunuz.

 

AY TERAPİSİ ’nde isminden de anlaşılacağı üzere yazarın kitabında, muhayyilesinde kurguladığı terapilerinde kullandığı ay ile insan arasında oluşturduğu bağdan örnekler ve sonuçlar sunuluyor. İnsanın kendisini yeterli, büyük ve kuşatıcı sanmasından ve benliğinin bundan hoşlanmasından söz edilirken bir yandan da bu kadar kuşatıcı ağır yüklerin insan zihnindeki çıkmazlarını konu ediniyor. Yazar bu terapi sayesinde ayı düşleyen, düşünen ve izleyen bir insanın bu çıkmazlarından ve sıkıntılarından bir bir kurtulduğunu, sükûtu, sakinliği, narinliği, olgunluğu ve yaratıcıya (mutlak güce) teslimiyeti insana kazandırmayı hedefliyor. En güzeli de önce kendi benliğinde daha sonra hastalarında uyguladığı bu yöntem ile Yaratıcı (Mutlak Hükümdar) ile insan arasındaki bağa ve teslimiyete vurgu yapıyor. Ve diyor ki ;

 

“Bizi gökyüzüne çeken şey, onun uçsuz bucaksız görünümüdür. Bizi ona çeken bir başka şey de, oradaki sükûnettir. Orada çatışma, kırılganlık, rekabet, haset, hırs, dedikodu, didişme, kavga gibi yeryüzüne ait yaşantılar yoktur.

Tüm yıldızların gezegenlerin ve ayın ruhu yumuşacıktır. İnsan yukarıya-gökyüzüne bakmadıkça ayağını yeryüzüne güvenle basamaz. Kendimizi tanımanın yollarından biride gökyüzü ile iletişim kurmaktır.

Ay karmaşık sorunlar ve duygular içinde kalmış insanlar için bir yol gösterici olabilir. İnsan sorunlarının içinde boğulduğunu hissettiği anda bakışlarını gökyüzüne çevirebilir ve kendine şunu söyleyebilir: “Ay işte orada, gökyüzünde. Narin, zarif, alımlı… Beni bekliyor…”

 

 “Ay”ın görülemediği bir evden bu kitabı okumak ve “Ay”a hasret yaşamak, “Ay”ı fark etmemekten çok daha acı veriyor insana.

  Vesselam …                                                

 

Rufeydanur  CEYLAN

Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

 

 

 

 

 

 

 


AddThis
 

Yorum ekle