Site İçi Arama

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün325
mod_vvisit_counterDün665
mod_vvisit_counterBu hafta2959
mod_vvisit_counterBu ay14373
mod_vvisit_counterHepsi586256

Montessori Çılgınlığı

Eğitimle ilgili bir yenilik olduğunda geleceğimiz açısından umutlarımız artıyor. Tahlilini yapmaya çalışacağımız kitap bu açıdan bence çok değerli. Kitabımız 23 bölümden oluşuyor.

Eğitimin bütün amacı öğrencileri seçme ve yerleştirme puanları almaya yönelik olduğunu , bu yüzden klasik eğitimin problemlerini daha açık görmezin mümkün olduğunu savunarak kitaba başlıyor.Montessori çocukların ilgi ve becerilerinin bağımsız aktivitelerden kaynaklanan kendine güvenin ve esas ilkeleri olarak nezaket ve saygının anlam kattığı bir çatışma ortamı sağlamaya çalıştığını iddia ediyor.Yazar Fabrika modeli eğitim modelini eleştirerek, öğretmenin iradesini ortaya koyup ve çocuktan sorgulamadan itaat istediğini, çocukların  boş bir beyaz sayfaya benzetildiğini. Buna dayanarak tekbir seçeneğe mahkûm edilip, kendi irademizi onların yerine koyduğumuzu vurguluyor.Doğal olmayan bir eğitim ortamının  kaçınılmaz şekilde zararlı parazit dersler yarattığını ,Montesori de ise çocukların  memnuniyet müptelası olduğunu , keşfetmenin heyecanına vardıklarını bunun sonucu olarak hatırda tutma kalitesinin arttığına değiniyor.

 

 

Geleneksel sınıf öğretmen otoritesi ve müfredat iken Montessori de ise çocuğun ilgi duyduğu şeyleri koymasını merkeze aldığını, öğretmenin sadece bekleyip gözlemlediğini , çocuklar bir şeye ilgi gösterdiğinde öğretmenin çocuğun bu duyarlılık dönemini etkili bir şekilde kullanması ve o anda ki entelektüel kaşıntıyı gidermek için gerekli materyalleri hazırlandığını söylüyor.. 

6’lı yaşlarda çocukların emici zihne sahip bu anlamda muhakeme eden zihinden farklı olup , çocuklar bir şeyler ezberlemeye bayıldığını, öğrencilerin bilginin herhangi bir bağlam olmaksızın sunulması veya  bir test için ezberlenmesinin beklenmesi yerine, bilgiyi temel düzlemde öğrenip ve her yıl üzerine eklemeler yapacağını savunuyor. Montesori de çocuklara el yazısı okumadan önce yazdırıldığını ve okumadan önce yazı yazmanın çok önemsendiğini aktarıyor.

 

Çocuklar fark etmese bile dokunsal ve görsel işaretlerin gelecekte soyut bilgilerin  bile temellerini öğrendiğini iddia ediyor.. (Matematik gibi) Ödül ve cezanın olmayıp özgürlüklerin olduğunu savunuyor. Bir Montessori sınıfında zincirler olmayıp, çocukların  ayağa kalkmak, oturmak, uzanmak, tuvalete gitmek, bahçeye çıkmak ta veya bir arkadaşının yanına oturmakta serbestlik tanındığına değiniyor.

Bastırılmış enerji kendini kontrol eden hareket etme ve etrafta dolanma özgürlüğü sayesinde serbest bırakıldığını, enerjiler patlamalar yerine küçük parçalar halinde meydana geldiğini, bu durum davranış patlamaları riskini azalttığını altını çiziyor.Ahlaki bir üst zemini sürdürmek zorluğunu savunuyor.Çocuklarımıza terbiyeli olmayı öğretmeye çalışırken; bağırdığımızda ve vurduğumuzda mesajımızın gücü azaldığını, cezaları gereğinden fazla kullanılmasının onların etkilerini azalttığını özellikle vurguluyor.Ne kadar çok hayır dersek kelimenin (sözlerimizin) ağırlığı o kadar azaldığına değiniyor. Hayırları balonlara benzetip, onların  patladığı zaman büyük bir “pat” sesi çıkardığını ama fazla patlatılır alışkanlık yaptığını ve hayırları yerlerine saklamamamız gerektiğine vurguluyor  Ör: Kızgın ütüye giderken, yanacakken gibi.Montessori de zemine veya herhangi bir yere bir şey dökülse bezler ulaşılabilecek yerlerdedir. Çocuk temizlik yapamasa bile büyük çocuklar yardımcı olduğunu,böylece el kaslarının da geliştiğine değiniyor .İnformal eğitim ve fırsat eğitimi her fırsatta yapıldığına dikkat çekiyor..

 

Öğrenmek istediğimiz şeyi zorla öğretebilir miyiz? Sorusunu sorup;   ‘’Öğretmen bağırarak mı daha etkili susturur yoksa fısıltıyla konuşarak merak uyandırarak mı susturur’’ örneği ile söylemlerini pekiştiriyor. Çocuğa özel ve sevecen ilgi göstererek dikkatlerini toplayıp yeniden odaklanmalarının sağlanabileceğini söyleyip, Şarkı söylemek el çırpmak gibi yöntemlerden bahsediyor.

 

Merhameti bir anahtara benzetiyor. Bir çocuk veya biri kötü davranıştan geri döndüğünde öğretmen kılıfındaki en delici oku kullanıp “Onlara Bireysel Ders Vermesi” gerektiğini oysa geleneksel sınıflarda toplu ceza ön planda olduğunu savunuyor.

 

Montessori de sessizlik ceza değil meydan okuma olduğunu çocuklara ne yapacakları söylenmediğini. Montessori sınıflarında informal eğitim kaynaklı olağanüstü yüksek bir disiplin sergilendiğini ve disiplinin aktif olduğunu vurguluyor. Bir insanın sadece yapay bir şekilde dilsiz kadar sessiz, felçli kadar hareketsiz olduğunda disiplin olmadığını , böyle bir disiplin olmuş değil yok edilmiş olduğunu , disiplinin aslında kendini kontrol edebilme olduğunu savunuyor.

 

Ödül ve cezanın  pek çok parazit ders öğretiğini. İradeyi zayıflatıp başarıyı sınırlandırdığını . ve muhtaç olmak için teşvik ettiğin değinip bunun yerine;Konsantrasyon (geleneksel eğitimde ki gibi oyalacı değil), sınırsız özgürlükle normalleşme,(Sınırsız özgürlükle verilen örnekler çok exterm örnekler gibi duruyor.),azim , Pratik yaparak hazırlanmış ortam ve fiziksel yaklaşımlarla eğitimin kalitesinin artacağını vurguluyor. Bir ziyaretçi istedikleri şekilde davranmalarına izin verilip verilmediğini  öğrencilere sorduğunu, öğrencinin ‘’İstediğimiz şeyi yapmıyoruz ama yaptığımız şeyi seviyoruz cevabını verdiğini paylaşıyor.

 

Sorumluluk ve özgürlük bileşik olduğunu ideal limitleri sadece öğrencinin farkındalığı sınırladığını, seçme özgürlüğü ve başarısızlık özgürlüğü ile beraber olması gerektiğini vurguluyor.

 

Montessori de hatadan korkulmadığını, hatanın tıpkı teleskop gibi net görebilme şansını yakalattığını , hatanın problem değil fırsat olduğunu vurguluyor.Hata kontrolü iki kısımdan oluştuğunu;Birincisinin hatanın kabulü , ikincisinin düzelmek için harekete geçme olduğunu vurguluyor. Özgüvenle her türlü engelin aşılanacağının altını çiziyor. Risk alanın hata yapabileceğini, hata yapanın bulabileceğini örneklerle açıklıyor.

 

Övgünün  sahte ve ucuz ve hak edilmemiş olduğunu savunuyor.Montessori gibi küçük okulların  büyük okullara tercih edilmesi temennisi ile kitabını bitiriyor.

 

Mehmet GÖZÜTOK

Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

 

 

 

 


AddThis
 

Yorum ekle