Site İçi Arama

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün527
mod_vvisit_counterDün477
mod_vvisit_counterBu hafta2767
mod_vvisit_counterBu ay10359
mod_vvisit_counterHepsi582242

Bir Direniş Mektebi Olarak Gazze

Biz orayı dünyadan yalıtılmış bir yer olarak biliyoruz.Kilometrekareye düşen insan sayısının en fazla olduğu yer olarak ta BM verilerine giren bir belde Gazze.Kudüs’ten ayrı düşünemediğimiz ve Kudüs’ün esaretini dert edinen vakur insanların yaşadığı aziz  bir belde.Belli aralıklarla İsrail barbarlığına sahne olan ve sadece o anlarda gündemde kalan,ardından unutulan unutulmaya terk edilen onurlu insanların yaşadığı bu yer,direnişi şiar edinmiş adeta.Direniş dediysek elbette ahlaklı bir direnişten bahsediyoruz.Düşmanlarımıza benzemeden,bizi çirkinleştirmeye çalışanların tuzaklarına düşmeden onurluca,insanca ve Müslümanca bir direniş.Gazze, ahlaklı direniş abidelerinin yaşadığı belde olarak belki de gündemleştirilmeyi en çok bu zamanlarda hak eden pak beldelerimizden biri.

Benim için Gazze,Talut-Calut ve Musa-Firavun kıssalarının yeniden hayat bulduğu yerdir.Aziz ve celil olan Allah’ın belirli aralıklarla tarihe müdahale edişinin en somut göstergesi Gazzedir gören gözler için.Allah,kulları aracılığıyla tarihe müdahalede bulunur.Bu müdahalelerle insanlığa hakikate teslim olmaları gerektiğini hatırlatır.Yerinden edilen kavramları yerine koyar ve bulanıklaşmış zihinleri berraklaştırır.Tazyiki altında kaldığımız ve bir türlü kurtulamadığımız enformasyon şiddetinin görmemize izin vermediği,görmemiz durumunda bütün bir küresel tahakküm unsurlarıyla baş edebileceğimiz bir bilinç aşılaması olan bu tarihe müdahale hakikati, bugün Kudüs/Gazze hattında gerçekleşmektedir dersek herhalde mübalağa etmemiş oluruz.Nehirden geçerken kana kana içenlerden olmayıp Allah(c.c)’ın başlarına komutan olarak atadığı Talut’un emirlerine riayet ederek imtihanı başarıyla verip Calut’un tahakkümünü kıran müminler ordusunun 21.yüzyıldaki temsilcilerinin yaşadığı bu kutlu belde,ümmetin kendisinden ders almasını bekliyor.Gazze dendiğinde hep elini cebine atma gereği duyan,Gazze’yi sürekli olarak yardımla/bağışla anmaya teşne zihinlerimiz,artık Gazze’ye bir ‘’ahlaklı direniş mektebi’’nazarıyla bakmak mecburiyetindedir.Direnişi şiar edinen bu onurlu insanların nasıl olup ta her türlü tahakküm araçlarıyla üzerlerine saldıran küresel istikbarın karşısında direnebildiğini öğrenmek, bugün en esaslı meselelerimizden biri olmak durumundadır.Yani ahlaklı direnişin mümessilleri olan bu mübarek insanlardan öğrenecek çok şey var.

 

Bir tarafta bütün bir küresel müstekbirler ordusunu arkasına alan İsrail’in barbarlığı,diğer tarafta kardeş Mısır’ın müstekbirlerin rızasını kazanmak için yaptıklarıyla adeta mengeneye sıkıştırılmış olan Gazze,başka bir şeyden değil yalnızca Allaha layıkıyla teslim olma azmiyle  aslında bütün bir insanlığın modern barbarlıktan kurtuluşunun reçetesini vermiş oluyor.Bu asil direnişin karşısında acziyet içerisinde kalan küresel barbarların,kitlesel anestezi araçları olarak temayüz etmiş medyadan istifade ederek oluşturmaya çalıştıkları dezenformasyon süreci inşallah amacına ulaşamayacak.İzzetlerinden zerre kadar taviz vermeden adeta bütün bir ümmetin onurunu korurcasına direnen bu aziz beldenin mübarek evlatlarının ellerinden öpüyoruz.İsrail’in barbarlıklarını sergiledikleri zamanlarda hatırımıza gelen ve yalnızca meydanlarda birkaç slogan atmaktan öteye gidemeyen Gazze/Kudüs ilgimiz, direniş ahlakının her geçen gün zedelendiği bugünlerde bir ders konusu olmalı  bizler için.Modern paradigmanın değişmezliğine neredeyse iman etmiş ve paradigma içi muhalefeti benimsemiş Müslümanlar olarak, küresel tahakkümle baş edebilmenin yolunun aslında onun dışında kalarak yani nehrin suyundan bir avuç içerek veya hiç içmeyerek mümkün olduğunu Gazzeliler bizlere peyderpey göstermesine rağmen hala duyarsız kalışımız,kana kana içtiğimiz nehrin suyunun/dünya hayatının bizleri dermansız bırakmasından dolayıdır.Bizler de tıpkı Talut’un ordusunda bulunan ve fakat nehir imtihanını geçemeyenler gibi takatsiz bir şekilde dizlerimizin üzerine çökmüş durumdayız.Kudüs’ün haçlı işgaline maruz kalmasından dolayı gülmeyi kendisine haram eden mümin Selehaddin duyarlılığından,Haçlı-Siyonist ittifakıyla kurulan İsrail’i kanıksayan/meşru gören bir zihinsel savrulma durumuna evirilmek dünyada zilleti kabul etmekten başka bir anlama gelmemektedir.

 

Aziz Kuranı okurken İsrail oğullarının Musa ile birlikte Firavunun zulmünden kurtuluşu sahnesi oldukça dikkat çekicidir.Aziz olan Allah onları Musa’nın önderliğinde Firavunun zulmünden kurtarmasına ve mucizelerini aynelyakin göstermesine rağmen,felaha kavuştuktan hemen sonra efendilerinin kutsalına tapma temayülü göstermeleri üzerinde derinlemesine tefekkür etmek mecburiyetindeyiz.Nasıl olurda insan Allah(c.c)’ın açık seçik mucizelerine ,Kızıldeniz’in yarılmasına ve Firavunun boğulmasına,şahit olmasına rağmen yeniden Firavunun tanrısına tapınmayı isteyebilir?Yıllarca Firavunun tahakkümü ve istibdatı altında yaşamış olmalarından olayı o insanların karakterlerinin bozulmaları,maverai olanı değil de sufli olanı tercih etmeleri,Firavun sömürgeciliğinin iğdiş ettiği zihinleriyle hakikatle temas kurmakta yaşadıkları zorluk bizlerin direniş/mücadele üzerinde yeniden düşünmesini sağlayabilmeli.Aziz Kuran, kıyamete kadar bütün bir insanlık için hidayet rehberi olduğuna göre aziz ve celil olan Allah,bu kıssalarla bizlere bir şeyler öğretmek istiyor olmalı.Yoksa bu kıssaları sadece geçmiş toplumların hayatları hakkında bilgi sahibi olalım diye anlatılıyor değildir.İnsanlığın varoluş sorunları hiçbir dönemde değişmedi.Kim olduğu,nereden gelip nereye gittiği,varlığının amacının ne olduğu soruları her dönemde soruldu ve cevap bulunmaya çalışıldı.Vahiy bu sorulara en doğru cevabı vermesi yönüyle Allah(c.c)’ın tarihe müdahalesi olarak kabul edilebilir.Allah(c.c),bugünde aziz kitabımız aracılığıyla tarihe müdahale etmekte ve kendisini Müslüman olarak adlandıranlardan bu müdahaleyi görmesini beklemektedir.Yani Talut-Calut ve Musa-Firavun arasındaki savaş el’an devam etmektedir.Allah Talut’un tarafında olanları imtihan etmekte ve bu imtihanı kazananlar aracılığıyla Calutun ordularını perişan etmektedir.Bugün Talutun ordusunda yer almak isteyenlerin imtihanı, modern dünyanın dayattığı hayat tarzına ram olup olmama yani bu hayat tarzının ne kadarını içselleştirip içselleştirmemesiyle alakalı.Modern dünyanın nimetlerini ilgili kıssadaki nehir metaforuyla eşleştirirsek,o zaman ,modern hayatı yaşanabilecek tek mümkün hayat olarak kabul edenlerle,bundan başka bir hayatın yaşanabileceğini iddia edenler arasında geçen bir mücadeleden bahsedilebilir.Modern hayatın tezahürlerini kabul ederek onun üzerinden bir muhalefet dili geliştirmeye çalışanlar tıpkı nehirden kana kana içenler gibi dermansız kalarak ‘’bugün bizim Caluta karşı savaşacak gücümüz yok’’ diyerek geri çekilecekler/çekiliyorlar.Ancak ondan sadece bir avuç içenler yani modernitenin dayatmalarına direnenler,Calutun ordularıyla yani bugünkü küresel istikbarla savaşabilir.Gazze,nehirden az içenlerin yaşadığı belde olması dolayısıyla kendisine saygı duyulmayı hak ediyor.Bundan dolayıdır ki modern Calutlar ve Firavunlar, ellerindeki her türlü tahakküm araçlarıyla saldırmalarına ve türlü türlü şeytanlıklar tasarlamalarına rağmen Gazze, her seferinde daha onurlu ve daha izzetli olarak yeniden diriliyor.Allah bu vesileyle tarihe müdahale ederek bütün bir dünyaya küresel istikbarla ve modern paradigmayla mücadele etmek istiyorlarsa sistemin dışına çıkabilme iradesi göstermelerini salık veriyor.Gazzenin asil ve onurlu direnişi,tarihin sonunun liberal demokrasiler olduğuna iman edenleri şok ettiği ve aziz İslam’ın insanlığın geleceği olma umudunu arttırdığı için ahlaksız direniş sergileyenler özellikle bayraklaştırılarak insanlığın zihni iğdiş edilmeye çalışılıyor.Gazze sadece Müslümanlara değil dünya insanlığına onur ve izzetin nasıl müdafaa edileceğini öğreterek küreselleşme belasıyla yüz yüze kalan toplumlara bir çıkış yolu gösteriyor.Bu direniş müstekbirlerin uykusunu kaçırdığı için nasıl boğulacağının iğrenç planları yapılıyor.İslam adına ahlaksız direniş sergileyenler enformasyon araçlarının  tüm imkanları kullanılarak yaygınlaştırılmaya çalışılıyor.Gazze’nin ahlak abidesi direnişçilerini karalamak ve ahlaksızca direnenlerle bir göstermek için her türlü dezenformasyon yapılıyor.Ümmet sorumluluğu taşıyan her Müslümanın Gazze direniş mektebinin yaygınlaştırılması ve gündemleştirilmesi için gayret göstermesi elzemdir.Türkiye de ki her bir cemaat/tarikat yapılarının,Gazzeye özel heyetler göndererek ahlaklı direnişin şifrelerini öğrenmeleri gerekir.Aziz olan Allah her seferinde Gazze vesilesiyle modern Firavunların/Calutların nasıl mağlup edilebileceğini,onların güçlerinin yanıltıcı olduğunu,hakkıyla iman eden ve dünya hayatının ayartıcılığına sırt çevirmesini bilenlerin tüm mütehakkim zümreleri/sistemleri yerle bir edeceğini göstermesine rağmen,bizler tıpkı denizin yarılmasını ve Firavunun mağlup edilmesini görmelerine rağmen yıllarca maruz kaldıkları Firavunist paradigmanın tesirinden kurtulamayan İsrailoğulları gibi paradigma içi muhalefet peşindeyiz.Asıl konuşulması gereken düşünsel ve eylemsel olarak sistemin dışına nasıl çıkılabileceği iken, bizler sistem içinde kalarak ve hatta sistemin bizler için uygun gördüğü muhalefet unsurlarını kullanarak çözüm arayışı içerisindeyiz.Nehrin suyundan o kadar fazla içtik ki dizlerimizin bağı çözüldü ve neredeyse Calut’un mağlup edilemeyeceğine inandık.O halde evvela içtiklerimizi kusmakla işe başlayabiliriz.Bunun için Gazze direniş mektebinden ders almak bir başlangıç olabilir.Vesselam…

 

Kamil ERGENÇ

Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız


AddThis
 

Yorum ekle