Site İçi Arama

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün313
mod_vvisit_counterDün437
mod_vvisit_counterBu hafta2696
mod_vvisit_counterBu ay11095
mod_vvisit_counterHepsi550244

Maide/Gök Sofrası

Gök kapılarının ardına kadar açıldığı,gök sofrasının /maidenin yürek soframıza inzal olduğu…

Aziz kitabımızın inzal olmaya başladığı ve çölleşmiş ruhları münbit arazilere çevirdiği…

Şeytanların zincire vurulduğu…

Peygamberi duyarlılığın ve muhacirane serdengeçtiliğin temellerinin atıldığı,ensar  kardeşliğin kavileştiği…

İnsan olmanın şuuruna daha derin vardığımız…Ünsiyet kurmanın,hassaten hakikatle ünsiyetin, insan olmak için ne anlama geldiğini idrak ettiğimiz…Beşerilikten insaniliğe doğru yol aldığımız…Hakikatle temas kurmanın ne demek olduğunu anladığımız…Bütün bir seneyi mümin duyarlılığıyla geçirebilmenin imkanlarını öğrendiğimiz…

Düşünmeyi düşündüğümüz…Akletmeyi aklettiğimiz…Sevmeyi sevdiğimiz…Takvada inat etmeyi öğrendiğimiz…

Aleladeliklerden sıyrıldığımız…Sadece midemizi tutmayı değil;dilimizi,gözümüzü,kulağımızı,aklımızı ve öfkemizi tutmayı da öğrendiğimiz…

Sabrı, direnişle eşitlediğimiz…Tevekkülü, gayretle harmanladığımız…Bedbinliği terk ederek umudun dilini kuşandığımız…

Gecenin sükunetini daha bir yakından müşahede ettiğimiz ve ağır ağır okumanın ne anlama geldiğini aynelyakin bildiğimiz…

Hayatı sadece ‘’nasıl’’ sorusunun yavanlığında yaşamanın dayanılmaz hafifliğini fark ettiğimiz ve hakikatle temas kurabilmemiz için ‘’niçin’’ sorusunu sormanın gerekliliğini idrak ettiğimiz…

Gark olduğumuz nimetlerin farkına vardığımız ve ne kadar az şükrettiğimizi düşündüğümüz…

Semavi nusretin bir yay boyu kadar yaklaştığı ve maverai olanla ünsiyetimizin pekiştiği…

Ümmet bilincimizin ,’’bünyanun mersus/kurşunla kaynatılmış’’ oluşumuzun fehm edildiği…

Bütün azaların bilerek ve isteyerek Rahmana teslim olduğu,kalp ve zihin ve dil uyumunun başka hiçbir vakitte olmadığı kadar berraklaştığı…

İki omzumuzda ki kaydedicilerin kalemlerinin seslerini duyduğumuz ve nefeslerimizin, dergahlarında gül kokusuna denk oluşunu idrak ettiğimiz ve selam verdiğimizde selamlarımızı alışlarını hakkalyakin bildiğimiz…

Nefis atını, bilinç ve irade ‘’gem’’iyle gemlediğimiz…Şehvetimizin ayaklarına bukağılar vurduğumuz…Atlıları ve yayalarıyla üzerimize gelen şeytanı; iman,şuur,bilinç,tefekkür,irfan,hikmet,adanmışlık ve tezekkür ordularıyla, daha iman kalemizin burçlarına yaklaşamadan püskürttüğümüz…

Su verilmiş çelik misali irademizi kavileştirdiğimiz…Ruh gemimizin hasarlarını giderdiğimiz ve kalp kıvamımızı ziyadeleştirdiğimiz…

Nasıl diyeyim…

Ademi nedametin,istiğfarın,dilemenin, gözyaşının;

Nuh dirayetinin,sabrının ,vazgeçmemeliğinin…İman hakikatini tüm her şeyin üzerinde tutmanın,zulüm otoritelerine karşı beddua etmenin;

Salih mülayemetinin,

İbrahimi dostluğun,halil olmanın,evvahun halim olmanın,müşfik olmanın,put kırıcı olmanın,baltayı putların-insanı insanlığından uzaklaştıran,onu fıtratına yabancılaştıran her türlü yalan-dolan ve tezvirat,reklam,moda,futbol,bilim,t.v,şehvetperestlik,alkolizm,uyuşturucu putunun-tepesine indirmenin ve sonra o baltayı en büyük putun, nefs putunun ,üzerine asmanın;

İsmaili şuurun,adanmışlığın,teslimiyetin,itaatin,hakikatperestliğin,gönüllülüğün;

Davudi direncin ve saltanatın;

Meryem’ce bir adamanın ve güvenin, tüm din  bezirganlarına karşı ilahi olanın tarafını tutmanın;

Hacer fedakarlığının…Çölün yalnızlığını kendi yalnızlığıyla mezcederek,en emin olana teslim olmanın…Safa ve Merve tepelerini şiarlaştırmanın…

İsevi merhametin;

Musevi azmin ve celadetin;

 

Ve…

 

Muhammedi izzetin,sevginin,mücadelenin,adanmanın,dostluğun,fedakarlığın,cesaretin,irfanın,iz’anın,hik

metin,mukavemetin,sabrın,teenninin,tefekkürün,tezekkürün,tefakkuhun …

Ebubekirce bir sadakat,Ömerce bir hakikatperestlik,Osmanca bir edep ve haya ,Alice bir ilim ve hikmetin;

Hatice sevgisinin,olgunluğunun,tesellisinin…

Fatıma özgünlüğünün,gözüpekliğinin,fedakarlığının ve takvasının…

Zeynep şuurunun…

 

Nasıl diyeyim…

 

Ümmet coğrafyasına kalbinde yer ayırarak;

Kah Arakan’da mazlumlarla dertleşirken ve tüm zulüm otoritelerine buğz ederken;

Kah Afganistan’da katledilen kardeşlerinin yetimleriyle elindekini paylaşırken;

Kah Bağdat’ta zulmün gadrine uğramış mazlum ve mustazaflar ile sadece göz göze gelerek…

Kudüs’te mesela. Esir edilmiş ilk kıblegahımız da öfke biriktirirken küresel tuğyan çetelerine…

Veziristan’da belki.Ölülerin sadece istatistik malzemesi sayıldığı bu beldede, müesses dünya nizamının nasıl bir vicdan taşıdığına şahitlik yaparken…

Ve…

Şam’da reel politik adına katledilen kardeşlerine bir Fatiha okurken…

Rabiatul Adeviye meydanında Müslüman Kardeşleriyle hurma ve su eşliğinde orucunu açıp, arkadan vurulmanın hıncıyla küresel istikbara ve yerli hizmetçilerine beddua ederken…

 

Ramazan…

Hikmet ve irfan ayı…

Gerçek anlamda şahitlik yapmayı diliyoruz rabbimizden..

 

Kamil ERGENÇ

Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız

 

 

 

 

 


AddThis
 

Yorum ekle