Site İçi Arama

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün554
mod_vvisit_counterDün487
mod_vvisit_counterBu hafta554
mod_vvisit_counterBu ay12216
mod_vvisit_counterHepsi551365

Gri Zaman

Yazar ,acının, hüznün, gurbetin ve hasretin yaşandığı; türküler de ‘’gide de gelmeye zalim bu sene’’ diye de neşvü nema bulan yıllara tanıklık ettiriyor kitabında .

Kitap okurken Çoruh havzasında yaşayan bir insan olarak yaşanan bu acıları dile getiren kıymetli yazara teşekkürü bir borç biliyorum. Fakat yıllardır üç maymunun oynandığı;  kör, sağır ve dilsiz kalınan bu dönemin, gençlerimizin dimağlarına yerleştirilmesi lazım. İşte o zaman farklılıklarımızın bir güzellik olduğu anlama yolunda bir mesafe kaydederiz.

Kitapta:

Sur köylü Ali’nin etrafında dönen; aslında hüzün yılların da Erzurum’da yaşanılanların hikâyesini anlatıyor.

 Ali zengin bir ailenin oğlu bebek beklerken eşini kaybediyor. Yetim oğlunun iki sene boyunca büyüdüğünü şahitlik ediyor. Babası Hacı Ağa onu evlendirmeye karar verir. Fakat ilk evliliğin de olduğu gibi Ali’nin istediğini değil de kendinin münasip gördüğü bir gelin adayı söyler. Oysa Ali’nin ilk gönül yarası halen bekârdır. Yalnız Ali babasına konuyu açamaz. Çünkü Hacı Ağa civarın vergi memuru ve çok zengin, dediği dedik biri….

Bu özelliğinden dolayı düşmanı da çoktur. Bu düşmanlık öyle bir seviyeye geliyor ki, Ali’ye düşündüğü geline kına gecesinde tecavüz ediyorlar. Hacı Ağa’nın düşmanları hem de yetim kimsesiz kıza bu kötü fiili işlerken bütün köy kadınlarını şahit tutuyor ve onları korkutarak susturuyorlar. Düğün günü bunu öğrenen Ali bu cürmü işleyen beyin oğlunu kapısının önünde öldürüyor. Bu namus cinayetinden dolayı Ali idam cezasına çarptırılıyor. Hacı Ağa, Ali ve sadık yaverini Rusya’ya gönderiyor. Ali Rusya’da bir fırında çalışıyor. Bu arada Rusçayı  çok iyi öğreniyor.

Bir süre sonra çıkan genel aftan yararlanarak Türkiye’ye geri dönüyorlar. (Bu arada Asker, romanın sonunda isminin Tahsin olduğunu öğreniyoruz. O devirde çokça yaşanan büyük acılardan birine düçar olduğunu, şehit olduğu düşünülerek hanımının erkek kardeşine verildiğini öğrenince köyüne dönmez.)

Hacı Ağa kızının da yönlendirmesiyle geri dönen oğlu Ali’ye ilk aşkını alır. Bu arada Ermeni tehciri yaşanmaya başlıyor. Ermenilerin tehcirde yaşadığı acılar insanın yüreğini acıtan cinsten. Oğlunu, kızını Türk komşulara emanet eden masumların acıları yürek burkuyor. Fakat yeni acıların doğum sancıları yavaş yavaş kendini göstermeye başlıyor. Sarıkamış Harekatı’nda yenilen ordumuz geri çekilmeye başlıyor. Çekilişle birlikte Rus işgali oluyor ve tehcirden önce Rusya’ya kaçan Ermenilerde Rus askeri olarak geri dönmeye başlıyor. Ve tam bir insan azmanı oluyorlar. İntikam duyguları içerisinde çok büyük zulümler yapmaya başlıyorlar. Bu arada İşgali duyan köylüler doğal olarak göç etmeye başlıyorlar.

Yazar, göç yollarında ölen kadın, çoluk çocuğun hikâyeleri can alıcı bir şekilde ortaya çıkarıyor. Doğu Cephesi’nin komutanı Deli Halit Paşa’yı, kahraman askerlerimizden Yüzbaşı Ömer ve Süleyman’ı ve yerel çetelerin, eski eşkıyaların bile vatana nasıl hizmet ettiklerini çarpıcı bir dille anlatıyor. Kitabın kahramanı Ali, Rus bir komutana tercümanlık yaparken şahit olduğu olaylar bugün bile insanın içini acıtır cinsten.

Kitabın her sayfasında okuyucu adeta duygu sağnağına yakalanıyor. Acıyı, hasreti, kini, umudu vb. duyguları yaşıyor.

Ve ’Yaşam devam ediyor. ’beylik cümlesi adeta; kitabın ve insanlığın tarihsel sahneye çıkışından beri yaşananların final duygusu oluyor. Ve akıllara şu dua geliyor.’’ Allah’ım bu ülkeyi düşman çizmeleri altında çiğnetme, Vatanımızı ezansız ve bayraksız bırakma.

 

Mehmet GÖZÜTOK

Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız


AddThis
 

Yorum ekle