Site İçi Arama

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün268
mod_vvisit_counterDün771
mod_vvisit_counterBu hafta2468
mod_vvisit_counterBu ay8548
mod_vvisit_counterHepsi598878

Suyun Fısıldadıkları

Medeniyetlerin etrafında kurulduğu iki gazın bir araya gelmesinden mucizevi bir şekilde oluşan Aziz su ile biraz hasbihal edelim. Batı Materyalizm ne sıkışmış seküler bilgilere inat Su’ya halimizi arz edelim. Yağmurlu Bir Günde gökyüzünden fren yapa yapa inen meleklerin indirdiği damlaları Nasrettin Hocanın hicivli anlatımıyla üstüne basmadan o yüce sözler eşliğinde temaşa edelim.

“Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz?” (Vakıa Suresi 68-69)

Allah gökten su indirdi de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti. Şüphesiz bunda dinleyecek bir toplum için bir ibret vardır.” (Nahl 65)

“Korku ve ümit kaynağı olarak şimşeği size göstermesi, gökten yağmur indirip onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesi, onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir toplum için elbette ibretler vardır.” (Rûm 24)

“Görmedin mi, Allah gökten su indirdi de onu yeryüzündeki kaynaklara ulaştırdı. Sonra onunla renkleri çeşit çeşit ekinler çıkarıyor. Sonra ekinler kuruyor da onları sapsarı kesilmiş görüyorsun. Sonra da Allah onları kurumuş çer çöp haline getirir. Şüphesiz ki bunda akıl sahipleri için bir öğüt vardır.” (Zumer 21)

Güneşin ışıkları ile meşke dalan suyun halden hale dönmesini, buhara dönüşmesini, oradan daha soğuk bir hava kütlesine rastlayıp eski haline dönüp yere yağmur halinde yer yüzüne geri dönmesini gözümüzde canlandıralım. Ve  binlerce canlı adına şükredip Elhamdülillah diyebilmenin erdemini yakalamanın özgürlüğüne varalım.

 Damlaların yere indiğinde toprakla olan muhabbetini; her düşükte çeyreğini havaya zıplatan her damlanın; çeyreği kadarının zıplayıp, tekrar tekrar damlanın nasıl zıpladığına şahitlik etmenin hazzını tadalım.

Birleşince seslenen, hafızası olan suya kulak verelim. Haydi hep beraber  suyun hafızasına ve suyun medeniyetler üzerindeki etkilere bir yolculuk yapalım.

Stuttgart Aerospace Enstitüsü bir damla suyun yapısını gözle görülebilir yapmanın oldukça basit bir yöntemini keşfettiler. Araştırmacıların çalışmaları çok yüce bir dünyayı anlama ve anlamlandırma konusunda insanlık ailesini aydınlattı. Su içindeki her damla açık ve kendine özgü bir biçime sahip olduğu keşfedildi.

Deneye üniversitedeki birçok öğrenci davet edilmiş. Öğrencilerin hepsine aynı sudan verilmiş ve hepsinin de aynı şekilde damla oluşturmaları istenmiş. Daha sonra toplanan bütün damlalarının mikroskopta incelenmesi sonucu farklı farklı özelliklere sahip olduğu görülmüş. Bir sonra ki aşamada suyun içine bir şey konulduğu zaman değişip değişmediğini öğrenmeye çalışmışlar. Suya bir çiçek atmışlar. Kısa bir süre sonra sudan bir damla almışlar. Alınan damlanın imajı çiçeğin imajına dönüşmüş başka bir çiçek atmışlar. Bu seferde damla onun imajına dönüşmüş. Bu keşif ile suyun her gittiği yerden bilgi toparlayarak aşağıya doğru aktığını kanıtlandı. Aslında suların denize dökülürken büyük bir hafızaya sahip olduğunu ortaya koyuldu.

Dr. Masaru Emato suyun fiziksel olmayan, duygusal tepkilere de tepki verdiğini  buldu. Örneklemler için 50 petri kabının içine yaklaşık 5 cc ı su damlatıyor. Sonra 50 petri kabı dondurucuda yaklaşık -20 derecede 3 saat donduruyor. Bu örnekleri -5 derece olan içinde kameralı mikroskop olan bir buzdolabına koyuyor. Orada ayrı ayrı çekimler yapılıyor. Önce hiç bilgi koymadığı suyu, sonra da bilgi koyduğu, bir şeyler söylediği suyun fotoğraflarını çekiyor ve çeşitli incelemeler yapıyor. İnternet ortamında ve çeşitli bilim adamlarının seminerlerinde Dr. Emato’nun verdiği bilgilere çok da rastlıyoruz.

Özellikle besmele çekilen Kur’an okunan suların kristallerinin berraklığı, suyun yüce bir söze verdiği tepkiyi gözler önüne seriyor. Su o kadar aziz ki yaşamın ve medeniyetlerin kaynaklığını da yapıyor. Tarih boyu kurulan bütün büyük medeniyetler suyun kenarında kurulmuş. Su kuyuları su sarnıçları, su kanalları, tarihi yapıların medeniyet yapılarının olmazsa olmazı olmuş. Mesela medeniyetlere başkentlik etmiş, yedi tepeli şehir İstanbul’da suyun tesirini aldığımız her nefeste hissederiz. Denizin mavisi, ticaretin sarı altınlarıyla insanları abat ederken; üzerinde yaşayan halkın içme suyu temin etme zorunluluğu dört bir yanında şaheserler yapılmasına sebep olmuş. Sarnıçlar, su kanalları, kemerler vb. yapılar, yapmak zorunda kalınmış. Zamanla semt isimleri bile suya göre şekillenmiş. Su sadece içinde olduğu kaba göre şekillenmemiş. Adeta olduğu kaba şekil vermiş isim vermiş.

Örnek mi?

Maslak: Suyun İstanbul’a dağıtıldığı ana kanallar. Zamanla yer adı olmuş.

 Taksim: Biriktirilen suların dağıtıldığı taksim edildiği yer. Zamanda yer adı olmuş.

Su deyince; sabrın ve tevekkülün ,çöl ortasındaki meyvesi zemzemi de unutmamak lazım tabi ki. Allahsız bir yaşam formatı düşünen her ’İzm’e’ i reddiye olan zemzem yapısı moleküler birleşimleri ve Rabbimizin büyük bir ikramı. İslam medeniyetinin göz bebeği Kabe ve çevresindeki yaşamın ana kaynaklarından biri. Zemzem, sadece aklı kutsallaştıranlara ‘’zem’’, sabırsızlara ‘’zem’’ tevekkülsüzlere ve ibadetsizlere ‘’zem’’ i (Dur)öğütleyen ibret kaynağıdır. Akışı tadı mucizesiyle öğüt veren suya selam olsun. Tüm insanlık aleminin zemzem  kuyusu başında içebilmeyi ve onun öğütlerini alabilmeyi Rabbim nasip etsin inşallah.

Su deyince; yaşamın anlamını çözmeye dair yol haritaları çıkar karşımıza. Ve modernist algının dünya ve ölüm algısına soylu bir direniş, bir çağıldama bir nehir olur. Ölümle dirilme arasındaki metaforik yaklaşımların can alıcı izahını buluruz.

Nihayet rüzgarlar ağır bulutları yüklendiği vakit, onları ölü bir belde (yi diriltmek) için sevk ederiz de oraya suyu indiririz. Derken onunla türlü türlü meyveleri çıkarırız. İşte ölüleri de öyle çıkaracağız. Ola ki ibretle düşünürsünüz.” (A’râf 57)

Su, insanlığa sunulmuş en büyük nimet ve tüm insanlığın ortak malıdır. Deniz, büyük göl ve büyük ırmak gibi su kaynakları kimsenin mülkiyetinde değildir. Her bireyin bunlardan yararlanma hakkı vardır.

Hz. Peygamber, "Üç şey vardır ki bunlar asla yasaklanamaz: Su, ot ve ateş" buyurmuştur.

Suyun temizleyici,ferahlatıcı,tedavi edici ve teskin edici özellikleri vardır. Hz. Peygamber'in hadisinde Suyun temizleyici özelliğine atıfta bulunan Hz. Peygamber, Câbir (ra)'den aktarılan "Beş vakit namaz evin önünde bol miktarda akan tatlı bir suya günde beş defa dalıp yıkanan gibidir. Bu adamda kir nâmına bir şey kalır mı?" ‘Hayır bir şey kalmaz' dediler. Peygamber Efendimiz "işte su kiri giderdiği gibi beş vakit namaz da günâhları mahveder" buyurmuştur. (Müslim)

Başka bir hadiste tedavi yöntemi olarak bizlere sunulmuştur. "Muhakkak ki öfke şeytandan yaratıldı. Şeytan da ateşten yaratıldı. Muhakkak ateş su ile söndürülür. Biriniz öfkelendiğinde abdest alsın."(Ahmed İbn Hanbel,IV, 220) Osmanlı döneminde şifa haneler de su  sesi ile tedaviler yapıldığına ve olumlu sonuçlar alındığına dair bilgiler var elimizde.Su stresten ve sıkıntıIardan insanı uzakIaştırarak rahatIatır.

Dünyada hiçbir şey su kadar yumuşak ve ince değiIdir, fakat büyük kayaIar gibi sert ve durağan şeyIeri, onIardan daha iyi hiçbir şey onIar gibi güzeI kıramaz ve parçaIayamaz. Taşı deIen suyun kuvveti değiI, damIaIarın sürekIiIiğidir.ErdemIi kişi yaşamını, akan su örneğinde oIduğu gibi takip ederek şekiIIendirir. Su, ayırım yapmaksızın bütün varIıkIara hayat verir, su daima, aIçak yerIerde buIunur, hiç kimse onu yüksek yerIerde aramaz. Bu sebepIe, suyun yoIu ruhsaI faziIeti yerine getirmek üzere, bir örnek teşkiI etmektir ( Lao Tzu) Bu meyanda hareketliliğin ve erdemin sembolüdür.İki günü birbirine eşit olmaması gerekliliğinin tefsiri ve kibir putlarını yerlebir etme gerekliliğinin öğütçüsüdür.

                Su özgürlüğün sembolüdür.Yerçekiminden başka hiçbir şeyin tutsağı değildir. Avucunuzun ayasına az bir miktar su aIın ve sıkıca kapatın bir yumruk yapın. O bir damIa su sizin bütün dikkatiniz ve tedbirinize rağmen çıkacak bir boşIuk bulacaktır.  İnsan da hayatta su gibi oImaIı tehIike ve çaresizIikIer karşısında her zaman pratik ve aIternatif bir çıkış buIup, çok yönIü ve dinamik oImaIıyız. Zihnimiz adeta su gibi akmaIı …

                Su akarken yazarlara ve şairlere de ilham kaynağı da olmuş.Akıp giderken kıvrım kıvrım ilham olur Necip Fazıl’a.Mustafa kutlu sesine hayranlığını gizleyemez satırlar arasında kalemi su gibi akar bir kısa öykü olur.Fuzuli  suya kaside yazar. Hz. Muhammed’e duyduğu derin sevgiyle birlikte, suya duyulan hasret ve aşk temalarına yer verir. Edebiyatımızın daha nice çınarları su ile meşk edip, kalemlerine yön vermişlerdir.

       

O zaman gelin hep beraber,canlılığın olmazsa olmazı suyun fısıldadıklarına kulak verelim. Güzel görenin, güzel düşündüğünü;güzel düşünenin hayatından lezzet aldığını unutmamak için aklımızın en nadide bölümüne unutmamak üzere kaydedelim.

 

Memet GÖZÜTOK

Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız


AddThis
 

Yorum ekle