okumali

Site İçi Arama

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün291
mod_vvisit_counterDün580
mod_vvisit_counterBu hafta3440
mod_vvisit_counterBu ay11432
mod_vvisit_counterHepsi1193070

Derkenar(13)

Ahlaki ilke ve prensiplerin bütününe gösterilmesi gereken saygı/hürmet ve hassasiyet, (mefhumun muhalifinden hareketle) gayr-ı ahlakiliklerin de bir bütünlük içinde değerlendirilmesini ve ona göre tavır alınmasını tazammun eder. Ahlaka dair bütünlük bilinci zedelendiğinde, bir yanımız bazı söz ve fiillerin subliminal gayr-ı ahlaki mesajlar taşıdığını hissedecek kadar hassaslaşırken, diğer yanımız “apaçık” ahlaksızlıkları görmezden gelebilecek kadar pörsüyebilir. Elbiselerine bulaşan pire kanının abdesti bozup bozmadığını soranlara Hasan-ı Basri’nin verdiği cevap sözünü ettiğimiz bu duruma iyi bir örnektir: “Müslümanların kanının köpek kanı gibi akıtıldığı bir zamanda siz pire kanının hükmünü soruyorsunuz.”

Kendimizi nispet ettiğimiz İslam, hayata/tarihe/bilgiye ve ahlaka tevhidi perspektiften bakmayı öğütler. Hayatı parçalara ayıran ve her parçada ayrı bir değer sistemini ve ahlak öğretisini referans almayı öneren post-modern şirk kültürünü teneffüs ettiğimiz bir vasatta, tevhidi perspektif istisnai bir duruşun mümessili olmayı temin eder. Çok kişilikli/çok kimlikli/şizofrenik bir tutumun, tavrın ve tarzın nesnesi olmayı değil, istikamet üzere sebat ederek tarihin öznesi olmayı salık verir. Lakin üzülerek müşahade ediyoruz ki, post-modern şirk kültürünün ahlak öğretisi, kendisini İslam’a nispet edenler arasında da oldukça revaçta. Bazı ahlaksızlıklara karşı oldukça duyarlı davranırken bazılarını ise ya görmezden geliyor ya da politik-ekonomik-konjonktürel kaygılar nedeniyle sessiz kalmayı tercih ediyor. Örneğin cinsel ahlaksızlıklar karşısında gösterdiği duyarlılığı itibar suikastleri, rüşvet,iltimas,ehliyet ve liyakat yoksunluğu, trol ve aparatçik kültürü, iftira, kamu malına çöreklenme, turizm-eğlence ve kentsel dönüşüm adı altında tabiata tecavüz, mafyatik-paramiliter yapılara teveccüh, hamaset ve popülizm aracılığıyla genç kuşakları düşüncesizleştirme, futbol paganizmi v.b gayr-ı ahlakilikler karşısında göstermiyor. Hatta zımni bir kanıksama bile söz konusu… Bu parçacı ahlak anlayışını şöyle izah etmek isteyenler olabilir: “Cinsel ahlaksızlıkların görünür hale gelmesi veya yaygınlaşması toplumun kolaylıkla iğvaya kapılmasına ve sonrasında ırz/namus ve nesil emniyetinin tahrip edilmesine sebep olur. Çünkü, karşı koyulması en zor teklif ya da arzu cinsel içerikli olandır.” Kulağa mantıklı geliyor… Ancak (mesela) iftiranın, ikiyüzlülüğün ve yalanın yaygınlaştığı hatta sıradanlaştığı bir toplum, cinsel ahlakını muhafaza edebilir mi? Bunlar birbirinden ne kadar bağımsız? Ahlaki yozlaşma toplumsal bünyenin sadece bir yerinde kalmıyor. Zamanla bünyenin tamamını esir alıyor. Tıpkı olgun/güzel bir meyvenin çürümesi gibi…Bu nedenle toplumsal dokuyu yaralayan ahlaksızlıklara karşı refleks gösterirken parçacı davranmamak gerekir.

30/06/2020

Kamil ERGENÇ

Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız


AddThis