okumali

Site İçi Arama

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün285
mod_vvisit_counterDün580
mod_vvisit_counterBu hafta3434
mod_vvisit_counterBu ay11426
mod_vvisit_counterHepsi1193063

Derkenar (14)

Ayasofya’nın özgürlüğü meselesi bağlamında dikkatimi celbeden bazı hususları nazar-ı dikkatlerinize arz etmek isterim:

1-Sembolik değeri oldukça yüksek olan Ayasofya, Yunan/Grek/Hıristiyan geleneğin Türkiye üzerindeki emellerinin dayanağıdır. Bu mabet, Batı’dan bakıldığında İstanbul’un Romalı/Hıristiyan karakterine; Doğu’dan(ya da Türkiye’den) bakıldığında ise “buraların bizim” olduğuna delalet eder. Biraz daha zorlarsak haç-hilal kavgasında hilalin zaferini temsil ediyor diyebiliriz.

2-Ayasofya, genellikle, hamasi ve popülist söylemi/tutumu/tavrı ve tarzı siyasetinin ana istinatgahı yapan sağ/muhafazakar/milliyetçi geleneğin (başı her sıkıştığında) “seçmen tabanını” konsolide etmek amacıyla araçsallaştırdığı meselelerdendir. Dindar-dindar olmayan, muhafazakar-seküler, sağ-sol v.b. ayrımların meşruiyet zemini açısından Ayasofya turnusol kağıdı gibidir.

3-1492’den sonra Endülüs’e (aslında İslam’a) ait tüm izleri kıta Avrupa’sından silmeye çalışan Batı Hıristiyanlığı, (bir anlamda) Ayasofya’nın intikamını almıştır. Ancak tatmin olduğu söylenemez. Bugün bile Yunanistan’da Ayasofya’dan yüksek bina yapmak yasaktır.20.yüzyılın başında Şam’da Selahattin Eyyubi’nin mezarını tekmeleyerek “Kalk Selahattin!Biz geri döndük” diy(ebil)en akıl (muhtemelen) Fatih’in mezarını da tekmelemeyi hayal ediyordur. Dolayısıyla "Artık uzay çağındayız. Din referanslı kavgalar dönemi geçti" iyimserliğinden kurtulmak gerek.

4-Batı Hıristiyanlığı, modern paradigmanın aralıksız tasallutuna rağmen, sembolik/kültürel değerlerine olan sadakatini (Kudüs hariç) sürdürmektedir. Aynı sadakatin Müslümanlar tarafından da gösterilmesinde beis yok. Nitekim merhum Aliya, Bosna direnişi sırasında ,Balkanlar'ın müslüman yurdu olduğunu delillendirmek için türbelerin varlığına işaret etmişti. Kimi zaman semboller bir direnişi başlatmanıza ve sürdürmenize katkı sağlar.Ancak mücadeleyi sadece semboller üzerinden değil “epistemolojik” alanda da sürdürmek gerek. Hatta en önemlisi bence bu…Sol/seküler kesimlerin istesede yapamayacağı;sağ/muhafazakar kesimlerin ise farkında bile olmadığı epistemolojik mücadele, sembollerin anlam derinliğine katkı yapması bakımından hayatidir. Bu bağlamda,evvela “mabet özgürlüğü” meselesini teşrih masasına yatırmak gerek. Böyle yaptığımızda sadece Ayasofya'nın değil, halihazırda “devlet dairesine” dönüş(türül)müş on binlerce camimizin özgürlüğünü de gündemimize almış olacağız.Ulus-devlet mukaddesatlarının takdis ve tebcil edildiği, yüce İslam’ın ilke ve prensiplerinin “konjonktüre ve mevzuata uygun” olarak anlatıldığı camilerimizin özgürlüğünü temin etmek için kamuoyu farkındalığı oluşturacak çabalara öncülük etmemiz gerekiyor.

5-Küresel istikbarla İslam’ın ve Müslümanların aleyhine her türlü işbirliğine imza atan mücrim,baği ve fasık Neo-Selefi görgüsüzlüğün hoyrat ellerinde mahzun kalan aziz kıblemiz Kabe’nin özgürlüğü için yeri göğü inleten feryada ihtiyacımız var. Çünkü bizim için kıyamet Ayasofya müze yapıldığı gün değil, Ömer Fahrettin Paşa'nın olağanüstü çabasına rağmen Mekke ve Medine'den çıkmak zorunda kaldığımız gün koptu.Dolayısıyla Mekke ve Medine'yi özgürleştirmeden Ayasofya'ya odaklanmak hedefi şaşırmak anlamına gelir. Kudüs ise zaten olmazsa olmazımızdır…

6- Kabul edelim ya da etmeyelim İstanbul asırlar sonra seküler/kapitalist değerler sistemi tarafından işgal edilmiştir(fethedilmiştir diyecektim ama fetih olumlu bir içeriğe sahip olduğu için kullanmak istemedim.) Hatta bu işgal, özellikle sağ/muhafazakar/milliyetçi gelenek eliyle meşrulaştırılmıştır.( “İstanbul’a ihanet ettik” cümlesini hatırlayalım.) Kentsel dönüşüm, turizm, eğlence, AVM, yol/köprü/havalimanı v.b alanlarda atılan adımlar şehri özgün kimliğinden uzaklaştırmıştır. Kapitalist işgal ve sömürüye gösterilmeyen hassasiyetin Ayasofya’ya gösterilmesi ciddi bir zaafa ve tutarsızlığa işaret eder.

 

01/07/2020

Kamil ERGENÇ

Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız


AddThis