okumali

Site İçi Arama

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün90
mod_vvisit_counterDün787
mod_vvisit_counterBu hafta2116
mod_vvisit_counterBu ay10200
mod_vvisit_counterHepsi1850981

Geçmişten Günümüze Milli Eğitim ve Kültür Şura'larının Gündemi ve Türk Milli Eğitim Sisteminin Karakteristiği-V

VI.Milli Eğitim Şurası 18-23 Mart 1957 tarihleri arasında dönemin Milli Eğitim Bakanı Ahmet Özel başkanlığında Ankara’da toplanmıştır. Şuranın gündemi;

1- Mesleki ve teknik öğretim

a) Erkek teknik öğretimi

b) Kız teknik öğretimi

c) Ticaret öğretimi

2-Halk eğitimi

Türkiye’nin çok partili hayata geçişiyle beraber kalkınma-büyüme-gelişme odaklı eğitim stratejisinin bu şurada da devam ettiği görülmektedir. Ticaret öğretiminin müstakil olarak yer alması yeni Türk burjuvazisinin oluşturulması amacına matuf olarak okunabilir. Diğer şuraların satır aralarında işaret edilen halk eğitiminin ana gündem maddesi olması ise dikkat çekicidir. Marshall yardımlarıyla farklı bir boyut kazanan Türkiye-Amerikan ilişkilerinin eğitim-öğretim alanındaki izdüşümleri de görülmeye başlayacaktır. Bu şurada yabancı uzman raporlarının oldukça etkili olduğu söylenebilir. Özellikle ICA, UNESCO, ILO,FORD VAKFI gibi kuruluşların hazırladıkları raporlar şuranın aldığı kararlarda etkili olmuştur. Denebilir ki ABD yardım yaptığı ülkeyi her anlamda daha yakından tanımak ve böylece yapacağı yardımın takip ve denetimini sağlıklı yürütebilmek için eğitim-öğretim hayatına doğrudan müdahil olmuştur. Üniversitelerimiz de bu süreçte Avrupa’nın (özellikle de Almanya’nın) idealist felsefi geleneğinin çizgisinden yavaş yavaş çıkarak Amerika’nın ampirik-pragmatik ve kapitalist bilgi sisteminin etkisi altına girecektir. 1950’li yıllarda kalkınma paradigması doğrultusunda Karadeniz Teknik Üniversitesi, Dokuz Eylül Üniversitesi ve Atatürk Üniversitesi gibi bölgesel kalkınmayı harekete geçirecek üniversiteler kurulacaktır. (1) Bu üniversiteler bünyesindeki iktisadi ve idari bilimler ile sosyal bilimler disiplinleri ampirik-pragmatik-kapitalist yaklaşıma göre dizayn edilecektir. Örneğin Atatürk Üniversitesi’nin kuruluşunda ABD’nin bölgesel kalkınma amaçlı kurduğu Nebraska Üniversitesi model alınacaktır. Böylece Atatürk Üniversitesi aracılığıyla Türkiye, Amerikan üniversite sistemiyle de tanışmış olacaktır.  

Altıncı milli eğitim şurasının dikkat çeken bir başka yönü ise bu şurada alınan karar doğrultusunda Türkiye’nin ilk “otelcilik” okulunun, 1961-1962 eğitim-öğretim yılında Ankara’da açılması olacaktır. Ortaokula dayalı ve üç yıllık olan bu okul sonraki yıllarda Türkiye ekonomisinin en önemli sütunlarından biri olacak olan turizmin alt yapısının oluşturulması bağlamında değerlendirilebilir.

Halk eğitiminin amacı olarak ise “cahilliğin ortadan kaldırılması, okuma-yazma oranının yükseltilmesi, ulusal birliğin güçlendirilmesi (Cumhuriyetin ilanı üzerinden yaklaşık çeyrek asır geçmesine rağmen ulusal birliğe yapılan bu vurgu ulus-devlet paradigmasının henüz yeterince benimsenmediğinin işareti olarak okunabilir.) ,toplum kalkınması, ahlak terbiyesi, tarih ve tabiat sevgisi, iç-dış turizm bilgisi verilmesi (bu maddeyi de yukarıda otelcilik okulu bağlamında dikkat çektiğim zaviyeden değerlendirmek mümkündür.) maddeleri sıralanmış.

VII.Milli Eğitim Şurası 5-15 Şubat 1962 tarihleri arasında dönemin Milli Eğitim Bakanı Hilmi İncesulu başkanlığında Ankara’da toplanmıştır. Türkiye’yi siyasi-iktisadi-akademik ve askeri anlamda tamamen ABD’ye bağımlı kılan (ve bu yönüyle) Cumhuriyet tarihinin en etkili darbesi olan 27 Mayıs 1960 İhtilali’nden iki yıl sonra yapılan bu şuranın en dikkat çeken kararı “üniversitelerin idari ve bilimsel bağımsızlığa” sahip olduğudur. Hem de iki ayrı yerde… Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti’nin laiklik niteliğini koruyan devrim yasalarının anayasaya aykırı olduğunun iddia edilemeyeceğine dair vurgu da dönemin siyasal atmosferinin yansıması olarak değerlendirilebilir. Okullarda mümkün olduğu kadar karma eğitime geçilmesi ve din eğitiminde dini toleransa ve dinlerin toplum hayatı için öneminin vurgulanmasına işaret etmesi bakımından da bu Şura dikkat çekicidir.Şura’nın yirmi maddelik gündeminde ilk defa “özel okullar” yer almaktadır. İlköğretim, ortaöğretim, yüksek öğretim ve milli savunma ile ilgili eğitim-öğretim gibi başlıklar bu şuranın oldukça şümullü olduğunu göstermektedir. İmam Hatip okulları başlangıçta ilkokula dayalı meslek okulu olarak tarif edilirken bu şurada ortaokula dayalı olması gerektiği yönünde tavsiye kararı alınmıştır. Kız Sanat Okulları’nın ve Enstitüleri’nin Türk kadınını hem iyi bir ev kadını hem de yurttaşlık vazifesini yerine getirebilen üretken kişiler yapmak amaçlı misyon üstlenmesi de öne çıkan bir diğer başlık olarak değerlendirilebilir. Özel okulların devlet okullarıyla aynı niteliklere sahip olması için gerekli desteğin verilmesi kararı da dikkat çekicidir.

VIII.Milli Eğitim Şurası 28 Eylül-3 Ekim 1970 tarihleri arasında dönemin Milli Eğitim Bakanı Prof.Dr. Orhan Oğuz’un başkanlığında Ankara’da toplanmıştır. Gündem;

1)Ortaöğretim sistemimizin kuruluşu

2)Yüksek öğretime geçişin yeniden düzenlenmesi

İlköğretim-ortaöğretim ve yüksek öğretim kademelerinin işleyiş ve kademeler arası geçişin nasıl olacağına dair teknik-bürokratik ayrıntıların konuşulduğu bu şurada yeni mesleki-teknik eğitim okullarının açılmasına ilişkin kararlar öne çıkar.

IX.Milli Eğitim Şurası 24 Haziran-4 Temmuz 1974’de dönemin Milli Eğitim Bakanı Mustafa Üstündağ’ın başkanlığında Ankara’da toplanmıştır.Gündemi;

1)Milli Eğitim sistemimizin bütünlüğü içinde programlar

2)Öğrenci akışını düzenleyen kurallar

İlk defa bu şurada “okul öncesi” eğitime dikkat çekilmiş ve örgün-yaygın eğitim ayrımına vurgu yapılmıştır. Temel eğitim (I. ve II.kademe), Ortaöğretim ve yüksek öğretim kademeleri etraflıca açıklanmıştır. Temel eğitimin I.kademesinin 7-14 yaş aralığına hitap ettiği, II. kademesinin (ortaokul) ise üç yıl olduğu tespit edilmiştir.

X.Milli Eğitim Şurası 23-26 Haziran 1981 tarihleri arasında dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Sağlam başkanlığında Ankara’da toplanmıştır. 12 Eylül İhtilali’nin hemen akabinde toplanan bu şuranın amacı sarsılan devlet otoritesinin yeniden tesisi ve Atatürk Milliyetçiliği doğrultusunda eğitim-öğretimin yeniden ele alınmasıdır. Gündem maddeleri şöyledir:

1-Türk Milli Eğitim sistemi

2-Bu sistemin bütünlüğü içinde eğitim programları

3- Öğrenci akışını düzenleyen kurullar

4-Öğretmen yetiştirme

Alınan kararların ilki Türk eğitim sisteminin Atatürkçü bir yapıya oturtulmasıdır. Okul öncesi eğitime bu Şura’da da dikkat çekilmiş ve 0-5 yaş arası okul öncesi olarak tarif edilmiştir. Bunların 4-5 yaş aralığının “ana sınıfı” olarak uzun vadede zorunlu hale getirilmesi tavsiye edilmiştir. Temel eğitime giriş yaşının 6’ya indirilmesi ve zorunlu eğitimin sekiz yıla çıkarılması da alınan kararlar arasındadır.

XI.Milli Eğitim Şurası 8-11 Haziran 1982 ‘de dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Sağlam başkanlığında Ankara’da toplanmıştır. Şura’nın ana gündemi “öğretmen yetiştirme” dir. 12 Eylül öncesinde ideolojik kampların öğrenci-öğretmen ilişkisinde de etkili olduğuna dair tecrübe bu kararın alınmasında etkili olmuş görünmektedir. Nitekim darbenin mimarı Kenan Evren’in Şura’da yaptığı konuşma bu minvaldedir. “12 Eylülden önce öğrenci ile öğretmen okulda birlikte pankart yazmışlar, bomba imal etmişler, sokaklara beraber gitmişler ve beraber slogan atmışlarıdır. Bunları da unutmadık. Ama bu gibi davranış içinde bulunanlar çok şükür ki aramızdan temizlenmişlerdir. Öğretmenlerimiz her zaman olduğu gibi yine Atatürk’ün izindedirler ve böyle olacaklarından da hiç şüphem yok.”(2) Bu şurada öğretmen yetiştiren fakültelerin süresi dört yıl olarak belirlenmiş ve Milli Eğitim Bakanlığı ile üniversiteler arasındaki işbirliğinin güçlendirilmesi yönünde adımlar atılması karara bağlanmıştır. Eğitim sisteminin en önemli ögesinin öğretmen olduğuna dikkat çekilerek mesleki standartlaşma yolunda bazı adımlar atılmıştır. Öğretmen olacak kişinin üç boyuta sahip olması gerektiği belirtilerek bunların;

a) Öğretmenlik meslek bilgisi (% 25)

b) Alan bilgisi(% 62.5)

c) Genel kültür (% 12.5)

olmasına karar verilmiştir.

XII.Milli Eğitim Şurası 18-22 temmuz 1988 tarihleri arasında dönemin milli eğitim bakanı Hasan Celal Güzel başkanlığında Ankara’da toplanmıştır. Gündem;

a)Türk eğitim sistemi ( İlköğretim, genel ve mesleki-teknik öğretim,yüksek öğretime geçiş,ölçme ve değerlendirme)

b) Yüksek öğretim

3-Öğretmen yetiştirme

4- Eğitimde yeni teknolojiler

5- Türkçe ve yabancı dil eğitim-öğretimi

6- Eğitim finansmanı

7-Öğretim programları

Eğitim sisteminde reform gibi iddialı bir söylevle başlayan bu Şura’nın kaderi de diğerlerinden pek farklı olmayacaktır. Teknik-bürokratik ayrıntılar arasında esas meseleler pas geçilecektir. Dikkat çeken yönü ise yabancı dil eğitiminin müstakil bir başlık olarak yer almasıdır. Neoliberal iktisadi düzene intibak adımlarının hızlandığı bir dönemde bu başlığın neden koyulduğu daha iyi anlaşılmaktadır. Öte yandan önceki Şura’lardan farklı olarak İmam Hatip liselerinin hem mesleğe hem de yüksek öğretime hazırlayan okullar olarak tanımlanması önemli bir adım olarak kabul edilebilir. Özel sektörün savunma-emniyet-din konuları hariç ortaöğretimde faaliyet göstermesinin teşvik edilmesi yönünde alınan tavsiye kararı da dikkat çekicidir.

XIII. Milli Eğitim Şurası 15-19 Ocak 1990 tarihleri arasında dönemin Milli Eğitim Bakanı Avni Akyol’un başkanlığında Ankara’da toplanmıştır. Bilim ve teknolojideki sürekli yenilenmeye dikkat çekilen Şura’da toplumun (her ne kadar örgün eğitim görmüş olsa da ) sürekli eğitiminin zarureti üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda ana gündem;

a)Yaygın eğitimde kavram, kapsam ve eğilimler

b) Yaygın eğitimde organizasyon ve işbirliği

c) Yaygın eğitimde yatırım ve finansman

d) Yaygın eğitimde personel

olarak belirlenmiştir. Halk Eğitim Merkezleri’nin işlevlerinin arttırılması amacına matuf adımlar bu Şura’da ele alınmıştır. Yaygın eğitim gündemi küreselleşme realitesinin yavaş yavaş kendini hissettirdiği 1990’lı yılların siyasi-iktisadi konjonktürüne uygun bir başlık olarak değerlendirilebilir.

XIV.Milli Eğitim Şurası 27-29 Eylül 1993 tarihleri arasında dönemin Milli Eğitim Bakanı Nahit Menteşe’nin başkanlığında Ankara’da toplanmıştır. Gündem;

a) Eğitim yönetimi ve eğitim yöneticiliği

b) Okul öncesi eğitim

Bakanlığa bağlı kurumlarda görev yapacak olan yöneticilerin tayin,terfi ve yer değiştirme usul ve esaslarına dair ayrıntılar bu Şura’da belirlenmiştir. Ayrıca “Ana Okulu” ve “Ana Sınıfı” ayrımı yapılarak bu kademede bulunacak öğrencilerin yaş aralıkları ve okul öncesi eğitimin yaygınlaştırılması amacıyla atılması gereken adımlar belirlenmiştir.

XV. Milli Eğitim Şurası 13-17 Mayıs 1996 tarihleri arasında dönemin Milli Eğitim Bakanı Turhan Tayan başkanlığında Ankara’da toplanmıştır. Gündem;

a) İlköğretim ve yönlendirme

b)Ortaöğretimde yeniden yapılanma

c) Yüksek öğretime geçişin yeniden düzenlenmesi

d) Toplumu eğitim ihtiyacının sürekli karşılanması

e) Eğitim Sisteminin finansmanı

İlköğretimin sekiz yıl zorunlu olarak uygulanması bu Şura’nın öne çıkan kararları arasındadır. Ayrıca 2+8+1 sistemi önerisi dikkat çekicidir. Bu öneriye göre 5-6 yaş okul öncesi olarak ilköğretim bünyesine alınmalı, sonrasında sekiz yıl zorunlu eğitim olmalı, 9.sınıf ise liseye hazırlık olarak okutulmalıdır. Uzun vadede zorunlu eğitimin 18 yaşını kapsayacak şekilde örgütlenmesi önerisi de bu Şura’ya aittir.

XVI.Milli Eğitim Şurası 22-26 Şubat 1999 tarihleri arasında dönemin Milli Eğitim Bakanı Metin Bostancıoğlu’nun başkanlığında Ankara’da toplanmıştır. Gündem;

1)Mesleki ve teknik eğitimin,ortaöğretim bütünlüğü içinde ağırlıklı olarak yeniden yapılandırılması

2) Okul ve İşletmelerde meslek eğitimi ve istihdam

3) Mesleki ve teknik eğitim alanına öğrenci ve yönetici yetiştirme

4)Mesleki ve teknik eğitimde sınavsız yüksek öğretime geçiş

5)Mesleki ve teknik eğitimde finansman

20.yüzyılın son Şura’sı ağırlıklı olarak mesleki eğitime ayrılmıştır. Köyden kente göçün olabildiğince yavaşladığı ve hatta İstanbul-Ankara-İzmir-Mersin gibi aynı zamanda sanayi yoğunluklu olan kentlerde haddinden fazla nüfusun barınması teknik personel ve ara eleman ihtiyacını arttırdığı için mesleki eğitim önceki birçok Şura’da da olduğu üzere öncelikli yerini korumuştur. Meslek lisesi mezunlarının yüksekokullara sınavsız girişiyle ilgili tavsiye kararı da bu bağlamda değerlendirilebilir. Ortaöğretim tahsil edecek öğrencilerin %65’inin meslek liselerine, %35’nin ise genel liselere yönlendirilmesi stratejisi bu Şura’nın amaçlarından biridir. Bu Şura’nın dikkat çeken bir başka yönü de yabancı uzman ve konukların davet edilmesi ve ülkelerinin eğitim sistemi hakkında bildiri sunmalarıdır.

XVII. Milli Eğitim Şurası 13-17 Kasım 2006 tarihleri arasında dönemin Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik başkanlığında Ankara’da toplanmıştır. Gündem;

1) Türk Milli Eğitim sisteminde kademeler arası geçişler

2)Yönlendirme ve sınav sistemi

3) Küreselleşme ve AB sürecinde Türk Milli Eğitim Sistemi

21.Yüzyılın ilk bu ilk Şura’sı diğer maddelerine nazaran “küreselleşme ve AB” eksenli gündem maddesiyle dikkat çekicidir. Sivil toplumun işin içine daha fazla dahil edilmesi,örgün ve yaygın eğitimin uluslar arası standartlarda olmasına özen gösterilmesi,yabancı dil öğretimine hız verilmesi, tüm kamu personellerinin yabancı dil öğretiminin teşvik edilmesi, herkesin yüksek eğitim alabileceği açık üniversite kurulması gibi küreselleşme sürecine entegrasyonu kolaylaştırıcı tavsiye kararları öne çıkar. Zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılması ve “e-öğrenme modelinin” yaygınlaştırılması Şura’da müzakere edilmiştir. En fazla karar öğretmen eğitimi ve seçimi kategorisinde alınmıştır.(3) Önceki Şura’larla birlikte düşünüldüğünde öğretmen eğitimi ve seçimi konusunda bir türlü dikiş tutturulamadığı görülebilir. Bu en önemli başlık bir çok Şura’da gündem olmasına rağmen (bugün bile) istenilen düzeyde bir nitelik elde edilebilmiş değildir.

XVIII. Milli Eğitim Şurası 1-5 Kasım 2010 tarihleri arasında dönemin Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu başkanlığında Ankara’da toplanmıştır. Gündem;

1) Öğretmenin yetiştirilmesi, istihdamı ve mesleki gelişimi

2) Eğitim ortamları, kurum kültürü ve okul liderliği

3) İlköğretim ve ortaöğretimin güçlendirilmesi, ortaöğretime erişimin sağlanması

5) Spor,sanat,beceri ve değerler eğitimi

6) Psikolojik danışma,rehberlik ve yönlendirme

2023 vizyonunun görücüye çıktığı bu Şura’da da en çok karar( bir önceki Şura’da olduğu gibi) öğretmen eğitimi ve seçimi kategorisinde alınmıştır. Dolayısıyla orada söylediklerimiz bu Şura için de geçerlidir. Bu Şura’da zorunlu eğitim 1 yıl okul öncesi,4 yıl temel eğitim,4 yıl yönlendirme ve ortaöğretime hazırlık eğitimi,4 yıl ise ortaöğretim olmak üzere 13 yıl olarak belirlenmelidir tavsiyesinde bulunulmuştur. Nitekim bu tavsiye kısa süre sonra uygulamaya geçmiştir.

XIX. Milli Eğitim Şurası 2-6 Aralık 2014 tarihleri arasında dönemin Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı başkanlığında Ankara’da toplanmıştır. Gündem;

1) Öğretim programları ve haftalık ders çizelgeleri

2) Öğretmen ve eğitim yöneticilerinin niteliğinin arttırılması

3) Okul güvenliği

İlkokul 1-2 ve 3. Sınıflara da din dersi konulması tavsiye kararı bu Şura’da alınmıştır. Ancak çoğulcu anlayışta olmak koşuluyla… Bu koşulun içeriğine dair bilgi yok… Ancak İslam’dan başka dinlerin de kitaplarda yer alması gerektiğinin ima edildiği söylenebilir. Dikkat çeken bir diğer tavsiye kararı ise “ortaokullarda ve liselerde okutulan T.C İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük ders programının” güncel anlayışlar ve yöntemler doğrultusunda yeniden yazılmasıdır. Güncel anlayış ve yönteme ilişkin açıklayıcı beyan bulunmamakla birlikte küreselleşme realitesinin Atatürkçülük (Kemalizm) tarafından da içselleştirilmesi murat edilmiş olabilir. Liselerde din dersinin 2 saate çıkarılması ile Anadolu Otelcilik-Turizm liselerinde okuyan öğrencilerin “alkollü içki servisi” yapan kurum ve tesislere staj amaçlı gönderilmemesi gerektiğine dair tavsiye kararları da bu Şura’ya hastır.

1981 yılında yapılan X.Milli Eğitim Şura’sından itibaren peyderpey gündem yapılan “öğretmen yetiştirme” başlığıyla ilgili atılan son adım “öğretmenlik meslek kanunu” çıkararak kariyer basamaklarının sınavla belirlenmesi şeklinde olmuştur. Aday öğretmen-öğretmen-uzman öğretmen-başöğretmen olmak üzere dört kategori üreten bu son adım zaten ihtisas mesleği olan öğretmenliği, sınavla ihtisas kazanılan meslekler grubuna dahil etmiştir. Böylece öğretmenliğin en önemli dayanağı olan tecrübe önemsizleştirilerek yok sayılmıştır. Uzmanlık ve başöğretmenlik için izlenme şartı koşulan ve yaklaşık 80-100 saat süren ÖBA videoları, Türkiye’nin eğitim-öğretim gerçeğiyle alakasız teorik metinlerden müteşekkil olduğu için öğretmen camiası tarafından izlenmeye değer bulunmamış “boşluğa” izletilmiştir. Yani “mış gibi” yapılmıştır… Bakanlık, kariyer sınavlarına müracaat eden 614 bin öğretmenin sınavı geçmesi, aksi taktirde “öğretmenlerin yetersizliği “ algısının kamuoyunda oluşturacağı infialden (en fazla) Bakanlığın etkileneceği endişesinden olsa gerek, örnek soru tiplerinin olduğu kitapçık yayınlama kararı almıştır.(4) Bazı sendikalar da üyelerine soru örnekleri dağıtarak sınavdan geçer not almalarına yardımcı olmaya çalışmaktadır. Öncesinde de yine sendikalar aracılığıyla bazı üniversitelerle protokol yapılarak “para karşılığında” yüksek lisans ve doktora unvanları alınmış, bu sayede idari birimlerde kadrolaşmaya gidilmişti. Bakanlığın lisansüstü eğitimi öğretmenler arasında özendirme arzusunun sonucu olan bu süreç kariyer sınavlarında da meyvesini verecek, bu unvanlara sahip olanlar sınavdan muaf tutulacaktır.

Öte yanda kariyer sınav(lar)ını "para getirisi" bağlamında sunmak, kanaatimce, tam bir gaflet örneğidir… Ülkenin bugünü ve yarını üzerindeki etkisi tartışılmaz olan öğretmenlik gibi asil bir mesleği, kapitalist/neo-liberal rekabet düzeninin süfli doğasına mahkum etmek katmerli bir hamakattir… Öğretmenlik, bordro ve mevzuat sınırlarına hapsedilemeyecek kadar ulvidir. Bunun farkında olmayanlardan ülkemize ve insanlığa zerre kadar hayır gelmez. Bu ülkeyi epistemolojik emperyalizmin prangalarından kurtarmak istiyorsak,öğretmenliğin kıymetini takdir etmek zorundayız. Eğer mesele öğretmenliğin niteliğini arttırmaksa, bunun yolu video izleyip ardından çoktan seçmeli sınava girerek istenilen puanı almak değildir. Eğitim fakültelerine öğrenci kabul süreci de dahil olmak üzere çok yönlü, uzun erimli ve sistematik bir çabayı göze almak gerekir. Kaldı ki bu sınav “öğretmenliğin kalitesini” ölçmüyor. Edilgin pozisyondaki öğretmene aktarılan (ve elbette ki yorumlanmış) bilginin “kalıcılığını ölçüyor”. Yani üretkenliğe değil pasifliğe yöneltiyor. Öğretmene “kayıt cihazı” muamelesi yapıyor. Mesleki tecrübesine zerre kadar kıymet vermiyor. “Senin ne yaşadığın değil benim sana aktardığımı anlayıp anlamadığın önemlidir” mesajını veriyor. Eğitim-öğretimin sıcak, canlı, cana yakın doğasını aşındırıyor. Yerine soğuk ve mekanik bir süreç öneriyor… Üstenci, buyurgan, elitist, merkeziyetçi bir Ankara havasını teneffüs ettiriyor… Sahadan haberi olmayan ama sahanın her zerresine nüfuz etmek isteyen bürokratik bir körlüktür şahit olduğumuz…

Sonuç olarak, yazımızın başında da ifade ettiğimiz üzere Cumhuriyet tarihimiz boyunca icra edilen bütün Milli Eğitim Şura’ları resmi ideolojinin benimsetilmesi ve teknik-bürokratik ayrıntılar üzerinde yoğunlaşmıştır. Esasa taalluk eden meseleler pas geçilmiştir. Türk Milli Eğitimi’nin en büyük sorunu, burjuva protestan kültür kodlarından ilham alan “bilgi sistemi” tarafından esir alınmış olmasıdır. Bu esaretten nasıl kurtulabiliriz? sorusunu gündemine almayan bir Şura’dan “kozmetik değişiklikler” dışında bir şey beklenemez. Türkiye için haysiyetli bir gelecekten bahsetmek istiyorsak bu sorunun yanıtı üzerinde kafa yormak zorundayız.

SON…

Kamil ERGENÇ

Yararlanılan Kaynaklar

1- Cangül Örnek/Türkiye’nin Soğuk Savaş Düşünce Hayatı (Antikomünizm ve Amerikan Etkisi)/Can yay./I.Baskı/2015-İst.

2- Milli Eğitim Şuralarının Tarihçesi ve Eğitim Politikalarına Etkisi/Muzaffer Deniz/Yüksek Lisans Tezi/Süleyman Demirel Ünv./Sosyal Bilimler Fakültesi/Isparta-2001

3-1990-2015 Yılları Arasında Yapılan Milli Eğitim Şuraları ve Türk Eğitim Sistemine Etkisi/Elif Daş/Yüksek Lisans tezi/Ondokuz Mayıs Ünv.Eğitim Bilimleri Enstitüsü/İlköğretim Anabilim Dalı/Sosyal Bilgiler Eğitimi Bilim Dalı/Samsun-2019

4-http://www.meb.gov.tr/eylul-ayinda-ogretmenlik-kariyer-basamaklari-sinavina-yonelik-ornek-soru-kitapcigi-yayimlanacak/haber/27261/tr)


AddThis
 

Yorum ekle