Site İçi Arama

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün313
mod_vvisit_counterDün437
mod_vvisit_counterBu hafta2696
mod_vvisit_counterBu ay11095
mod_vvisit_counterHepsi550244

Diriliş Neslinin Amentüsü

Medeniyetleri insanlar kurar. İnsanları ise fikirler,ülküler ve mefkureler.İnsanın,fikri istinat noktası ne kadar sağlam ise ortaya koyacağı medeniyetin tezahürleri de o kadar ulvidir.

Sezai KARAKOÇ üstadın 1976’da ilk baskısını yaptırdığı ‘Diriliş Neslinin Amentüsü’ adlı eser , özlemi duyulan diriliş neslinin özelliklerini göstermesi bakımından oldukça ehemmiyetli bir eserdir.Üstadın kanaati şudur ki;’Öncü bir neslin, diriliş neslinin yetişmesi elzemdir.Bu neslin en belirgin özellikleri; tarih bilinci ve derinliği,içinde yaşadığı toplumla barışık olma ve toplumunun her katmanında varlık gösterme,çalışkanlık ve savaşçılık olmalıdır.

 

Öncelikle diriliş eri savaşçı olmak mecburiyetindedir. Kendi mevzisini korumakla mükelleftir.Bu savaşı verirken üstadın ifadesiyle top,tüfek,molotof ,bomba,füze kullanmayacaktır.Çünkü bu savaş bir ruh savaşıdır.Medeniyet savaşıdır.Zihniyet savaşıdır.

Bu savaşın ana unsuru irfani yüceliş ve değerlerdir.Dava hakikat davası savaş hakikat savaşıdır.

 

Üstat tarihi ve hayatı yorumlarken hakikat savaşı ve hakikate karşı şavaş tabirini kullanmaktadır. Onun nazarında Adam Simith ile Marks aynıdır.Çünkü her ikisi de insan egosunu putlaştıran  ve son kertede insanı yine kendisi gibi insan olan varlığa  kul/köle eden bir anlayış olmaktan öte geçememişlerdir.

 

Üstada göre ;diriliş eri hem doğuyu hem de batıyı bilmelidir. Eski uygarlıkları derinlemesine incelemeli, bu uygarlıkların yükseliş ve düşüş sebeplerini etüt etmelidir.Bugünkü acıklı durumunun mutlaka birden çok sebebinin olduğunu fehmetmeli ve İslam kültür ve medeniyetine mensup olan birinin bu hali kabullenmesinin mümkün olmadığını idrak etmelidir.Tarihin sırlarını kurcalamalı ve peşin hükümlerden uzak durmalıdır.Sözlerin ve olayların sadece görünen anlamlarıyla değil arka planında nelerin gizli olduğuyla da ilgilenmelidir.

 

Üstat kendi amentüsüyle neslinin amentüsünün sürekli bir otokritik olduğunu beyan eder. Bu otokritik erdem ve takva eksenli olmalıdır.Hakikate erme ve bu erişi koruma bakımından sürekli bir özeleştiri olmalıdır.Bugünün dava erleri içinde üstadın bu amentüsü önemli bir kılavuzdur.Dava eri eğer kendisini erdem ve takva eksenli bir otokritiğe tabi tutarsa onun için diğer tüm kriterler önemini kaybedecektir.Makam ,mevki,mansıp,rütbe ,şöhret v.s.daha ne kadar kriter varsa ehemmiyetsizleşecektir dava erinin gözünde.

 

Üstadın Müslümanların gerilemesiyle alakalı yaptığı tespitte oldukça önemlidir. Onun kanaati, müslümanların önce İslam’ın zaman ve tarih sorumluluğunu yitirmeleri ve ardından toplum borçlarına duyarsızlaşmalarıdır.En sonunda da günümüzde ne yazık ki İslam düşmanlarının saldırıları her birimizin iç benliğine doğru sarkmaya başlamıştır.Bu tespit bize şunu öğretmektedir ki müslümanlar içinde yaşadıkları zamana ve topluma karşı sorumludurlar.Bu durum onların şahitlik bilinciyle yaşamalarını ilzam eder.Öyle bir şahitlik ki gelecek nesillere sahih bir miras olacak evsafta bir şahitlik.

 

Üstadın Müslüman coğrafyalarla ilgili kanaati ümmet bilincinin en güzel örnekliğini sunmaktadır.O, Müslümanların tek bir kültüre erme zorunluluğundan bahsederek bunun gerçekleşmesinin yolu olarak ta müslümanların  tarih ve coğrafyalarını birleştirmelerini gösterir.Bu özlem aslında Müslüman coğrafyaların bugün en fazla  muhtaç olduğu  durumdur.Hakikaten de bugün Müslümanların tek yürek olmaktan başka çareleri kalmamıştır.Yaşananlar göstermektedir ki ‘gavurun’  merhameti yoktur.Ve eğer Müslümanların birlikteliği gerçekleşmez ise çok uzak olmayan bir zaman diliminde daha büyük musibetlerle karşılaşmaları sürpriz olmayacaktır.

 

Yeni bir nesile ihtiyaç var ve bu nesil inşallah gelecek/geliyor.Bu nesil üstadın ifadesiyle diriliş neslidir.Kavgasını ülkü,mefkure ve diriliş davası uğruna verecek olan nesildir bu.Kendisini her daim iman,ihlas ve ihsan terazisinde tartan bir nesil olacaktır.Zamanına ait ve zamanını aşan bir projeksiyonla haykıracaktır insanlara/insanlığa.Bu kutlu nesilden olanlara ve bu kutlu nesil için çırpınanlara ne mutlu…

 

Sonuç olarak,  gelecek olan diriliş neslinin amentüsünü bütün benliği ile yaşayarak,hissederek ve umutla kaleme alan üstat Sezai KARAKOÇ’a minnettar olduğumuzu beyan etmekten kıvanç duyarız. 

 

Kamil ERGENÇ

Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız


AddThis
 

Yorum ekle