okumali

Site İçi Arama

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün473
mod_vvisit_counterDün478
mod_vvisit_counterBu hafta2419
mod_vvisit_counterBu ay7143
mod_vvisit_counterHepsi1341468

Derkenar (21)

“Küresel Tuğyan Çetesi”nin gönüllü tetikçisi İsrail, birkaç gün önce, İran’da bir bilim adamını katletti. Çetenin reisi olan ABD ise bu cinayeti onayladı ve memnuniyetini aşikar etti. Böylece bir kez daha anlaşılmış oldu ki bilim ve bilim adamı, haramzadelerin menfaatlerini korudukça muteber… Şayet menfaat(ler)inin güvenliğine ve sürekliliğine halel getirecek bir bilimsel/entelektüel çaba varsa, anında cezalandırılmalı ve doğduğuna pişman edilmeli…

Esasında biz bu tür barbarca saldırıların yabancısı değiliz. Aselsan’da görev yapan mühendislerimizi, namertçe, katledenler de aynı çetenin mensuplarıydı. Türkiye’nin askeri alanda atmaya çalıştığı bağımsızlaşma adımlarını akamete uğratmaktı amaçları… O mühendislerin failleri hala bulun(a)madı…

1986’da, ABD’de, sahur vakti eşiyle birlikte İsmail Raci El-Faruki’yi hunharca öldürenler de aynı çeteyle iltisaklıydı. Bilginin İslamileştirilmesi üzerine çalışıyordu Faruki… Bu amaçla İslam dünyasını geziyor, konferanslar/seminerler tertip ediyor, programlar hazırlıyordu…

Afiyet Sıddıki’ ye reva görülen insanlıkdışı muamelenin failleri de aynı çetenin üyeleriydi. Bilgiyi güç, para ve tahakküm amaçlı kullananların Sıddıki gibi insanlık ölçeğinde değer üretmeyi yeğleyen birine tahammülü yoktu...

Müslüman olduktan ve (hele ki) İsrail aleyhine yazmaya başladıktan sonra, vaktiyle kendisine Avrupa’nın entelektüel dehası ünvanını yakıştıranlar tarafından, yalnızlığa ve itibarsızlığa mahkum edilen Roger Graudy de sözünü ettiğim çetenin gadrine uğrayanlardan…

Örnekleri çoğaltmak mümkün…

Adını andığımız bu isimlerin tamamının iki ortak özelliği var: Birincisi Müslüman olmaları, ikincisi ise ilmi/entelektüel/bilimsel alanlarda iddia/söz sahibi olmaları.

Küresel Tuğyan Çetesi, İslam dünyasının ilmi/entelektüel/askeri/siyasi/iktisadi sahalarda bağımsızlaşmasından çok korkuyor…

Biliyor ki, bu bağımsızlık gerçekleştiğinde, kurduğu haramzadelik düzeni yıkılacak ve yıllarca ezilen, horlanan, aşağılanan mazlum ve mustazaf halklar hesap soracak…

Bu yüzden en büyük yatırımını, İslam dünyası toplumlarının zihinsel olarak sömürgeleştirilmesi için yapıyor. Devasa kültür endüstrisini bunun için kullanıyor… İçeriden devşirdiği mankurtları popülerleştirip, Müslüman genç kuşaklara rol model olarak takdim ediyor.Elindeki enformasyon araçları aracılığıyla, zalim ve gaddar yüzünü gizleyerek mazlum ve merhametli rolü oynayabiliyor.

Kültür endüstrisi aracılığıyla nüfuz edemediğinde ise canavarlaşıyor. Irak ve Afganistan’da olduğu gibi önce kütüphaneleri ve müzeleri yağmalıyor… Toplumları hafızasızlaştırıyor… Alim/aydın/entelektüel ve bilim adamlarını katlediyor… Tıpkı atalarının, Aztek ve İnkalara yaptığı gibi… Biliyor ki, entelektüelleri/alimleri olmayan toplumlar, çok daha kolay sömürgeleştirilirler…

Demek ki sömürgeci bilgiye ve müdahaleye diren(ebil)mek için ilmi/entelektüel çaba ziyadesiyle önemli. Küresel tuğyan çetesinin tekerine çomak sokmanın yolu buradan geçiyor. Binaenaleyh, ana istinatgahlarımızdan ilham alan bir bilgi felsefesi (yaklaşımı) inşa etmek için örgütlü çaba göstermek, hepimizin boynunun borcu. Modern bilgi sisteminin seküler,Anglo-sakson,protestan ve ırkçı doğasına mahkum olmak zorunda değiliz.

Bir savaş başlatmak zorundayız… Bu savaşın adı “Epistemolojik Bağımsızlık Savaşı” olmalı. Tankla, topla, tüfekle değil; bilgi, irfan ve hikmetle yürütülen bir savaş. Ana istinatgahımız vahiy ve nübüvvet bilgisidir. Buradan aldığımız ilhamla hayatın her alanına nüfuz edecek bilgi üretmeyi şiar edinmekle mükellefiz. Bu mükellefiyetin hakkını ver(ebil)irsek, küresel tuğyan çetesinin elinde tahakküm ve zulüm aracı haline gelen bilim putunu kırabilir; mazlum ve mustazaf halkların uyanışına vesile olabiliriz. İnsanlık ölçeğinde değer üretmenin yolu, vahiy ve nübüvvet bilgisinin rehberliğine boyun eğmekten geçiyor.

Bu bağlamda, İslam dünyasının ilmi/entelektüel/akademik kadrolarına yapılan barbarca saldırıları lanetliyor; küresel tuğyan çetesini ve kurduğu haramzadelik düzenini altüst edecek put kırıcı söylem ve eylemlerin mümessili olma yolunda sabır ve sebatla yürümenin zaruretine iman ettiğimi beyan etmek istiyorum.

 

07/12/2020

Kamil ERGENÇ

Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız


AddThis