okumali

Site İçi Arama

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün97
mod_vvisit_counterDün427
mod_vvisit_counterBu hafta1131
mod_vvisit_counterBu ay10276
mod_vvisit_counterHepsi1864775

Derkenar (43)

Çöp deyip te geçmeyiniz… Modern uygarlığın karakteristiğine dair son derece berrak bir fotoğraf çekmenizi sağlar çöp… İnsanın tarihteki yürüyüşünün bugünkü evresi, başka bir çok yanıyla olduğu kadar, ürettiği çöp miktarıyla da ayrılır öncekilerden… Mutlaklık makamının yegane sahibi tarafından insana emanet edilen doğa, muhtemelen, tarihin son üç asrındaki kadar acı çekmemiştir, varedildiği günden bu yana… Bu acının görünür ve sürekli kılınmasında çöpün rolü hayatidir…

“Beyaz Adam” (ki siz onu çok iyi tanıyorsunuz) “hümanizm-liberalizm-feminizm-muhafazakarlık(conservatism)-sosyalizm-sağcılık-milliyetçilik(nationalism)-pluralizm-pozitivizm-egzistansiyalizm-postmodernizm-kapitalizm” adı altında, yıllardır, ideolojik çöplerini ithal ettiği (boşalttığı demeliyim aslında) “üçüncü dünya”ya (ki bu tabir I. ve II. dünyanın varlığını tesciller (!) Ama ben tescillemek için değil “konforlu onursuzluğu” seçerek beyaz adamın “üçüncü dünya” tanımı ve tasvirine meşruiyet kazandıranları aşikar etmek için kullanıyorum) bu sefer de gerçek çöplerini/atıklarını ithal ediyor(boşaltıyor). “İdeolojik çöp”leri, üçüncü dünyanın bilinci yaralı aydınları(entelijansiyası) “dönüştürüp” allayıp pullayarak kendi halkına dayattı. Böylece “yabancılaşmayı yerlileştirdi”. Otokolonizatör( kendi kendini sömürgeleştiren) rolünü başarıyla oynadı/oynamaya devam ediyor…  Gerçek çöpleri ise “görgüsüz/ mukallit /paraperest burjuva” geri dönüştürüyor. Yakın zamana kadar bu gerçek çöplerin/atıkların en büyük alıcısı Çin ve Vietnam’dı. Son birkaç yıldır ise,  maalesef, Türkiye… 20.yüzyılın ilk çeyreğinde en büyük anti-emperyalist direnişin ana üssü olan, savaş meydanında “beyaz adam”a tarihinin en unutulmaz dersini veren Türkiye, şimdi, beyaz adamın (hem ideolojik/soyut hem de gerçek/somut) çöplerinin deposu… Kapitalist gelişimini (isterseniz evrimini de diyebilirsiniz) tamamlamış Avrupa ülkelerinin, henüz gelişmekte olanlara( yani “evrimini” tamamlamamış olanlara, yani henüz “olmamış” olanlara- henüz sözcüğünün neden koyu ve altı çizili yazıldığı üzerinde tefekkür etmek lazım gelir-, yani asla ve kat’a “olamayacak” olanlara- koyu ve altı çizili yazılan “asla ve kat’a” terkibine nazar etmek lazım gelir-, yani tek vazifesi” beyaz adamı” rahat ettirmek olanlara,yani bizim de aralarında bulunduğumuz Asyalı-Afrikalı-Ortadoğululara) reva gördüğü bu muamele “geri dönüşüm” adı altında meşrulaş/tırıl/ıyor. “Reva gördüğü” diyorum ama bu “reva görme” olayına maruz kalanların kabahatini, hatta kabahat ne kelime gaflet ve dalaletini, görmezden gelmemek gerek.  Sözünü ettiğim gaflet ve dalaletin (dikkat buyurunuz) müteselsilen (zincirleme şekilde) failleri şunlardır:

1-“Yabancılaşmayı yerlileştiren” aydınlar,

2- Popülizmin anaforunda debelenen taşralı muhteris politikacılar/bürokratlar ,

3- Görgüsüz/mukallit/paraperest burjuva (üç sıfatı, peş peşe, bir ismin önünde kullanmamın sebebi hakkında lütfen düşününüz)

4- Bilgisizliği mutluluk belleyen halk (Kutlu kitabımız, böyle bir halk için, otorite tarafından “ahmaklaştırıldılar/alaya alındılar(istihfaf) “ mealinde beyanda bulunur)

Ülkeye dolar/euro girişi sağladığı (böylece cari açığın kapanmasına yardımcı olduğu) ve istihdam yarattığı v.b gerekçeler üreterek gelebilecek tüm itirazların önünü kesen yüksek düzeyli bir basiretsizliktir (burada) kastettiğim…

Konunun doğrudan muhatabı olduğu için Çevre-Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, CİMER üzerinden tevcih ettiğim “atık ithali” yle ilgili soruya verdiği yanıtta “2019 yılında 547 bin ton, 2020 yılında 775 bin ton olan plastik atık ithalat rakamı, alınan tedbirler sayesinde 2021 yılında 685 bin tona gerilemiştir. Çoğunlukla Avrupa ülkelerinden olmakla birlikte dünyanın muhtelif ülkelerinden atık ithalatı yapılmakta olup, gümrüklerde ve tesislerde yapılan sıkı denetimler sayesinde 2022 yılında da temiz ve geri dönüşüm verimi yüksek plastik atıkların ithalatına müsaade edilmektedir.” Diyor.  İçler acısı halimizin resmi beyanı… Verilen yanıtta atık plastiklerde “kontaminasyon oranının” %1 ‘le sınırlandırıldığı da belirtilmiş… En yakınınızdaki doktor arkadaşınıza/tanıdığınıza bunun ne anlama geldiğini sormanızı tavsiye ederim. Zira bu terimi tıpçılar kullanıyor… Türkiye’nin atık ithalatıyla ilgili 2010 sonrası ayrıntılı veri analizine, Osman Altıntaş’ın, Hacı Bayram Veli Ünv. Lisansüstü Eğitim Enstitüsü bünyesinde yaptığı, 2021 tarihli,  “Plastik Atık İthalatının Ekonomik Etkileri:  Türkiye ve Önemli Plastik Atık İthalatçısı Ülkeler Üzerine Panel Veri Analizi “ başlıklı yüksek lisans tezine (merak duygusu hala canlı olanlar) bakabilir.  

Pekiyi beyaz adam neden bu atıkların  “geri dönüşüm” işini kendisi yapmıyor? Teknik imkanı ya da parası olmadığı için mi? Elbette ki hayır… Böylesi “pis işlerle” uğraşmayı kendisine yakıştırmıyor. Ya da minimum düzeyde ilgileniyor. Onu da “göçmenlere” yaptırıyor. (Aralarında Türkiye’den gidenlerin de olduğu göçmenlerin Avrupa’da hangi iş kollarında istihdam edildiği meselesi mühimdir…) Dahası, yaşam alanını (havasını-suyunu-toprağını) kirletmek istemiyor. Nükleer atıklarını Afrika’ya, plastik atıklarını ise Asya’ya ( ve kendisini “köprü” olarak tanı(y/t)an bize) gönderiyor. “Atık insan” olarak gördüğü Avrupa dışı uluslara, tam da onlara yakışacak(!),  “atık dönüştürme” işini vererek üstünlüğünü bir de böyle “tescillemiş” oluyor. Binaenaleyh “üçüncü dünya” halklarının “insanaltı yaratıklar” olduğunu, onların “çöp hayatlara” layık olduğunu göstermiş oluyor. Kapitalistleşme yolunda emin adımlarla ilerleyen üçüncü dünya ülkelerinin, görgüsüz mukallit paraperest burjuvasını satın almak çok kolay. Yıllarca taşrada kalmanın ezikliğini biran önce üzerinden atmak isteyen, kabul görmek/onaylanmak/alkışlanmak arzusuyla yanıp tutuşan, beyaz adamın ışıltılı salonlarında kendisine yer bulmak ve küçük te olsa bir “aferin” almak için çırpınan bu burjuva, ülkesine ihanet etmekte beis görmüyor. Görmediği içindir ki, turizm aracılığıyla beyaz adamın “fantezilerini” tatmin ederken, atık dönüştürme işiyle de onu pis işlerden kurtarıyor.   

Merak duygusu pörsümemiş ve içinde yaşadığı ülkeye olan borcunu -ki bu ülke varlığını İslam’a borçludur. Demek ki bu ülkeye yapılabilecek en büyük iyilik, İslamcı ideolojinin egemenliği için canla başla mücadele etmektir. - ödemek isteyenlere öneri: Genel Ağ’ da “Türkiye-Avrupa-Çöp” sözcükleriyle arama yapınız. Karşınıza, dikkatli bir nazarın kayıtsız kalamayacağı kadar fazla, veri/data çıkacaktır. Bu verileri diyalektik okumaya tabi tutarak derli toplu hale getirmek, akabinde ise, İslamcı bir perspektifle, yukarıda saydığım “dörtlü” gaflet-dalalet zincirinin her bir halkasında bulunanların gözüne sokmak, yüzüne çarpmak,nazar-ı dikkatine sunmak vazifenizdir. Vazifeden kaçanlar ya da ihmal edenler önce tarih sonra alemlerin Rabbi huzurunda yargılanacaktır. 

 

04/04/2023

Kamil ERGENÇ

Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız


AddThis
 

Yorum ekle