Site İçi Arama

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün527
mod_vvisit_counterDün477
mod_vvisit_counterBu hafta2767
mod_vvisit_counterBu ay10359
mod_vvisit_counterHepsi582242

Sis Şiiri Hakkında

Tevfik Fikret'in Sis şiiri Servet-i Fünun edebiyatının manifestosu gibidir. Fikret şiirde, doğrudan muhatabına söylemediği sözleri ve hatta hakaretleri bir sahn-ı mezalim, bir facire-i dehr olarak adlandırdığı İstanbul'a haykırır. Bu haykırış bizzat İstanbul'a veya İstanbul temi üzerinden devrin yönetimine veya da her ikisine birlikte de olabilir. Mehmet Kaplan'a göre;"Sis şiirinde Fikret'in kötümserliği İstanbul'un maddi ve manevi bütün varlığına karşı duyulmuş kuvvetli bir nefret halinde kendini gösteriyor." M.Kaplan'ın bu sözünden yola çıkarak şiire bakacak olursak genelinde olduğu gibi yine bir kısım kötümser İstanbul manzarasının ardından, "...ulu mâbed, ...şanlı mebâni-i münâcât kubbeler" gibi ifadeler de karşımıza çıkar.

Buradan hareketle Fikret'in İstanbul'un tümüne katı ve saf bir nefretle yaklaşmamış olduğunu söyleyebiliriz. En azından onun nezdinde İstanbul'un hala üzerine sis çökmemiş köşeleri, sis çökmemiş insanları ve en mühimi de sis çökmemiş avare çocukları vardır. Zirâ, Fikret'te "çocuk" demek "umut" demektir. Şiirdeki o sis perdesi de Fikret'in nazarındadır. Ne zaman ki sis perdesi aralanır; o vakit istikbâl de aydınlanacaktır, gerçek İstanbul, olması gereken Fikretçe İstanbul vücuda gelecektir. Bu da ancak umutla mümkündür. İşte o vakit Fikret, İstanbul'dan Rücû ile bir nevî özür dileyecektir.

Şiirde şahsi inançlardan, devlet yönetimine kadar birçok mevzuya atıf vardır. Bunlar zaman zaman kötü bir kadın üzerinden, hatta "köhne" olarak nitelediği Bizans üzerinden imgeleştirilerek aktarılmıştır. Anlatımın genelinde yoğun bir mübalağa hakimdir. Bu hakimiyet Fikret'in fikri şiddetinden, iç buhranından kaynaklanır. Bu ruh halinin onunla aynı kanaatte, aynı dünya görüşünde olmayan kişilerce yadırganması hatta üzerine reddiyeler düzülmesi gayet haklı ve normaldir. Bilhassa "...tevekkül zilleti altında riyakârca gökten dilenen insan, ...konuşmak gibi bir şerefe mümtâz iken susup tevekkül eden" gibi ifadelerde muhafazakâr halkı sükûtla adeta suçlamıştır. Burada ve şiirin başka noktalarında haddi aşma durumunun söz konusu olduğu söylenebilir. Zirâ, Nedim'in ve Nâbî'nin İstanbul'u sıkça metheden mısralarına aşina olan bir halk için Fikret'in sisli İstanbul'u kabul edilemez.

Aslında Fikret'te İstanbul'a beslenen nefretin ardında bilâkis sempati de olabilir. Tıpkı Şehzâde Abdulmecid Efendi'nin şiirden esinlenerek resmettiği sisin ardındaki gizli İstanbul gibi Fikret'in ardında da İstanbul'un olması mümkündür. Kendi tabiriyle; "kanlı kuleler, kal'alı zindanlar, bşr dîv-i pîrâ, âsûde ve fersûde" bir şehir. Tüm bu yakıştırmalar belki aslında bir yakıştıramayışlar silsilesi olabilir. İstanbul'u bu denli yermesinin ardında doğrudan İstanbul'a kusulan bir kin yerine, yine kendi tabiriyle, bir "vaad-i muhâl" i sabırsızca ve şiddetle bekleyiş, üstelik İstanbul'la birlikte, İstanbul üzerinden bir bekleyiş olabilir. 

Mehmet Kaplan'a göre; Sis'te Boudlaire'in Epilogue şiirinin etkisi vardır. Kötü betimlemeler, kent ve kadın imgeleri ve iç sıkıntısı gibi hususlar her iki şairde de ortaktır. Tek fark; Boudlaire'in Paris'i sevmesi, Fikret'in ise İstanbul'a sevgi namına herhangi bir his beslememesidir. Durumun gayet tabii Kaplan'ın burada belirttiği gibi olması da mümkündür. Bizim günümüz dünyasından, meşrutiyet dönemi İstanbul'una ait olan o dönem aydınının ve halkının zihniyetine bakarak onlar hakkında kat'i yargılara varmamızın mümkün olmayacağı söylenebilir. Bundan dolayı Fikret ve Sis'in fikri yapısı veya amacı hakkında sarf edilebilecek sözler, her ne düşüncede olursak olalım yorumdan ibaret kalacaktır.

 

Mervenur TUNÇ

Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
 
Kaynakça:
 
-Şiir Tahlilleri 1, Mehmet Kaplan, Dergâh
-Tevfik Fikret, Mehmet Kaplan, Dergâh
-Rübâb-ı Şikeste, Tevfik Fikret, Çağrı
 
 


AddThis
 

Yorum ekle