Üye Girişi

Site İçi Arama

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün19
mod_vvisit_counterDün282
mod_vvisit_counterBu hafta19
mod_vvisit_counterBu ay301
mod_vvisit_counterHepsi163054

Kimler Sitede

Şu anda 12 konuk çevrimiçi

Müstağniliğin Panzehiri Tevhid-IV

Bu noktada insan-Allah, insan-insan ve insan-evren ilişkisi tanıma(irfan/marifet) ile mümkünken; Allah-insan,Allah-evren ilişkisi bilme(ilm) ile mümkündür.(Bu bağlamda Rağıb el İsfehani Müfredatında (A-R-F) köküyle ilgili şu açıklamayı yapar:İrfan ve marifet bir şeyin izini tefekkür ederek ve derin düşünerek onu algılamaktır.Bu kelime ‘’ilm’’kelimesinden daha dar kapsamlıdır.Onun zıddı ise ‘’inkar’’dır.’’Fulanun ya’rifullah/falan kişi Allah’ı kabul etmektedir/tanımaktadır denir;fakat tek bir mef’ul getirilerek fulanun ya’lemullah/falan kişi Allah’ı bilmektedir denilmez.Zira beşerin Allah’ı bilmesi,onun zatını idrak etmekle değil,eserlerini düşünmekle olur.Aynı şekilde Allahu ya’lemu keza/Allah şunu bilir denir;fakat Allahu ya’rifu keza/Allah şunu tanır denilmez.Çünkü marifet,tefekkürle ulaşılan sınırlı bilgi için kullanılır.)Dolayısıyla insan Allah’ı ‘’bilemez’’fakat ‘’tanıyabilir’’.Çünkü bilme, bir şeyi bütün hususiyetleriyle ihtiva etmektir.

 

Müstağniliğin Panzehiri Tevhid-II

Tuğyan içerisindeki insanın ancak tanrının rehberliğine boyun eğerek yani ‘’kul’’ olduğunu kabul ederek varlığını anlamlandırabileceği; akıllı olmasının onu mutlak anlamda özgür yapmadığı; aklıyla iyi-kötü,faydalı-zararlı vb.olguları fark edebileceği ve hem kendisini hem de Rabbini tanıyabileceği;dolayısıyla varoluş sancısını giderebilmesi için kendisini en iyi tanıyana ram olması gerektiği hakikati bugün kendisini barizleştirmek zorundadır.Otonom insan düşüncesinin mevzi kazanmasının neticesidir bugünkü dünyanın hali.Ancak insanlığın bugün içine düştüğü buhran hali,varlığın ifsadı,evren üzerinde kurulmaya çalışılan tahakküm ve nihai kertede post-modern akımla birlikte hakikatin bilinemezliği ve herkese özel bir hakikat telakkisi göstermektedir ki insanı aklıyla baş başa bırakanlar yeryüzü cenneti oluşturmayı hedeflerken,insanın ve evrenin ifsat olmasının yolunu açtılar.Rabbinin emrine karşı geldiği için kovulduğu dünyada yaşadığı korku ve ıstırabı iman/emniyet/güven kalesine sığınarak giderebilecek olan insanoğlu, ne yazık ki kalesini kendi elleriyle yıkmaktadır.Otonomlaşan insan davet ettiği belalar içerisinde yüzmekte ve bir çıkış aramaktadır.

 

İslami Uyanışın Problemleri

Kitap bütün boyutlarıyla aşırılığı birinci bölümde incelemeye başlıyor. Ortadan uzak,kenarda uçta durmak olarak aşırılığın tanımını yapıyor. İslam’ın her şeyde orta yol olduğunu Bakara 143 ayeti ile delillendiriyor. İslam toplumunda bir adalet ve denge unsuru olduğunu fakat aşırılığında beraber getirdiği sınır tanımazlık ileri gitme şiddet göstermeyle toplumsal dengelerin alt üst olduğuna değiniyor.Maide 77 ve sizden öncekiler yalnızca dinde aşırılık yüzünden mahvoldular.’ Hadisini aktarıp bahtiyar kişinin başkalarından ders alan kişi olduğunun altını çiziyor.İslam’ın getirdiği zorunlu ibadetlerin ferdin ruhunu acıtıp yücelere çıkardığını namaz zekat ve haccın ferdi ibadetler olduğu kadar toplumsal bir ibadet olduğunu vurguluyor. Ayrıca yapılan ibadetlerin insanın yeryüzünü onarma mamur hale getirme görevini aksatmadan yapması gerektiği ve yeryüzündeki bütün faaliyetlerin Allah’a bağlı kalındığı sürece ibadet ve cihad olduğuna değiniyor.

 

Müstağniliğin Panzehiri Tevhid-I

‘’Belki de kapsamı hızla genişleyen çeviri faaliyetlerini temellendirmek için,Müslümanlara tıp,simya ve pozitif bilimlerle tanışmayı cazip gösteren ne pratik faydacılık,ne de felsefi-teolojik sorunlarla uğraşmalarına sebep olan teorik faydacılık yeterli olabilirdi,eğer Muhammed’in dini ta başlangıçtan itibaren bilimin(ilm) rolünü dinin ve böylece bütün bir insan hayatının asıl itici gücü olarak öne sürmemiş olsaydı…’’Bilim’’ İslam’da böylesine merkezi bir konuma yerleştirilmiş,hatta neredeyse dini bir saygı görmüş olmasaydı,muhtemelen çeviri faaliyeti, olduğundan daha az bilimsel,daha az sürükleyici ve daha çok yaşamak için pek zaruri olanı almaya –gerçekte bilinenden farklı bir şekilde-sınırlanmış olarak kalırdı.’’(Franz Rosenthal’dan aktaran Prof.Dr.Fuat SEZGİN,İslam’da Bilim ve Teknik,Cilt I s.5,İstanbul Büyük Şehir Belediyesi Kültür A.Ş.)

 

Müstağniliğin Panzehiri Tevhid-III

Sanayi devrimiyle birlikte oluşan artı değerlerin Avrupa dışına taşınması sürecinde ise modern paradigmanın ürettiği bilgi önemli rol oynadı. Oryantalizmin gelişmesi tamda böyle bir süreçte mümkün oldu.Avrupa merkezci insan-tanrı-evren algısının küreselleştirilmesi için ortaya konan çabalar aynı zamanda taşra olarak görülen Dünya’nın geri kalanını sömürgeleştirmeyi ve birörnekleştirmeyi hedefliyordu.Napolion’un Mısır işgaliyle başlayan süreç aynı zamanda Batılı algının Müslüman dünyaya dayatılması,yani içeriden bir dönüştürme çabasının neticesiydi.Yanında getirdiği entelektüeller ordusuyla Napolion,klasik işgal yöntemlerinden farklı olarak zihinsel sömürgeleştirme sürecini başlatmış oldu.

 

Montessori Çılgınlığı

Eğitimle ilgili bir yenilik olduğunda geleceğimiz açısından umutlarımız artıyor. Tahlilini yapmaya çalışacağımız kitap bu açıdan bence çok değerli. Kitabımız 23 bölümden oluşuyor.

Eğitimin bütün amacı öğrencileri seçme ve yerleştirme puanları almaya yönelik olduğunu , bu yüzden klasik eğitimin problemlerini daha açık görmezin mümkün olduğunu savunarak kitaba başlıyor.Montessori çocukların ilgi ve becerilerinin bağımsız aktivitelerden kaynaklanan kendine güvenin ve esas ilkeleri olarak nezaket ve saygının anlam kattığı bir çatışma ortamı sağlamaya çalıştığını iddia ediyor.Yazar Fabrika modeli eğitim modelini eleştirerek, öğretmenin iradesini ortaya koyup ve çocuktan sorgulamadan itaat istediğini, çocukların  boş bir beyaz sayfaya benzetildiğini. Buna dayanarak tekbir seçeneğe mahkûm edilip, kendi irademizi onların yerine koyduğumuzu vurguluyor.Doğal olmayan bir eğitim ortamının  kaçınılmaz şekilde zararlı parazit dersler yarattığını ,Montesori de ise çocukların  memnuniyet müptelası olduğunu , keşfetmenin heyecanına vardıklarını bunun sonucu olarak hatırda tutma kalitesinin arttığına değiniyor.

 

 

Gerçekten Beni Duyuyor musun?

İçinde bulunduğumuz zamanın en büyük problemlerinden biri eğitim… Büyük bir teknoloji köyüne dönüşen dünya ve doğruların her geçen gün değiştiği zamanlar… Eğitimin başlangıç mekânı aile ve ilk öğretmen annenin dertlerine derman olmak isteyen bir kitap…Annelerin de insan olduğuna özellikle değinen, kendi annesiyle kendini karşılaştırıp, daha iyi anne olma yollarını arayan duyarlı annelere sesleniyor.Bazen kendi çocuğunun yapısı ve kişiliği düşünülmeden girişilen alıntı anneliği eleştirirken başarısız olunca veya bunalınca yapıcı olunması gerekliliğini satırlara serpiştiriyor.Çocukluklarına ideal anneyi yansıt/(a)mayan kişilerde huzursuzluk ve suçluluk başladığını belirtiyor. Bunu üç başlık altında toplanabileceğini vurguluyor.

 

Dünya Sistemleri Analizi

Filozoflar insanların rasyonel yetkilerini kullanarak doğrudan hakikatin farkına varabileceklerini öne sürdüler. Gerçeğin ampirik (deneysel)  analizce öncelik verilmesi gerektiği savunuldu.18. Yüzyılın sonlarına doğru felsefe ile bilim arasında boşanma meydana geldi.(Deneysel bilim) (tüme varım yapılıp-kurumsallaşmış olmalıdır.)19 yüzyılda felsefe ikiye bölündü: doğa bilimler-beşeri bilimler.Bilginin ikiye bölünmesi çok önemli bir problemi de ortaya çıkardı; doğruyu aramak ve iyi-güzelin aranması arasında engel oluştu. Böylece doğa bilimciler değerden bağımsız olduklarını iddia ettiler.