Üye Girişi

Site İçi Arama

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün1
mod_vvisit_counterDün405
mod_vvisit_counterBu hafta1
mod_vvisit_counterBu ay12871
mod_vvisit_counterHepsi623327

Kimler Sitede

Şu anda 90 ziyaretçi çevrimiçi

Kemalizmin Kolonyalist Söylemiyle Yüzleşmek

Kemalist paradigmanın ,muhafazakar demokrat kimliğin özel/hususi çabasıyla, Türkiye’nin çimentosu olarak kodlanmaya başladığı bir vasatta,aziz İslam’ın ilke,prensip,umde ve şiarlarına iman eden aydın/entelektüel sorumluluğunu haiz herkesin yapması gereken en önemli şey,bir yandan Kemalizmin esin kaynağı olan aydınlanma aklını,tavrını ve tarzını teşrih masasına yatırırken diğer yandan bu aklın/tavrın ve tarzın kimi zaman aleni/aşikar kimi zamansa zımni olarak kolonyalist perspektifle örtüşen yanlarını deşifre etmektir.Bunu yaparken de ,kanaatimce, işe eğitimden başlamak gerekir.Çünkü sadece Cumhuriyet Türkiye’sinde değil,aydınlanma referansıyla hareket eden bütün halkı Müslüman ülkelerde eğitim, en öncelikli müdahale sahasıdır.Bu müdahale yersiz de değildir hiç şüphesiz.Ulus-devletin doğası böyle bir müdahaleyi kaçınılmaz kılar.İçine girilmesi izne bağlı,sınırlı ve seküler mekan olması münasebetiyle ulus-devlet, mutlak egemenlik ve denetim ilkesi gereğince muhatabını kendisine ram eder.Eğitim de bu ram etme sürecinin en önemli enstrümanıdır.

 

On Yaşında Girişimci Olmak

Girişimci çocuk yetiştirme yollarını barındıran bu kitap yazarın çok satan “20 Yaşında Patron Olmak” kitabının öncülü niteliğinde. Yılın Genç Girişimcisi ve Türkiye’nin En Başarılı Genci ödüllerinin sahibi Erdem Genç, uzman psikologların ve çocuk girişimciliği konusunda uzman akademisyenlerin süzgecinden geçirdiği öğütlerini kendi  öyküsü üzerinden akıcı bir şekilde aktarıyor. Her bölüm sonundaki özet ve psikolog notları doğru bilgilerin akılda kalmasını kolaylaştırıyor. Son bölümde yer alan röportajlar ise Genç’in merak edilen soruları cevapladığı bir bölüm olarak eseri tamamlıyor.

 

Celladına Kur Yapmak

George Orwell kült romanı 1984 te geleceğin toplumu üzerinde mutlak egemenlik ve kontrol tesis etmek isteyen iradeye ‘’geçmişi denetim altında tutan geleceği de denetim altında tutar’’cümlesini söyletir. Pekiyi geçmiş nasıl denetim altına alınır? Diyelim ki denetim altına alındı. Bunun geleceği denetim altına almakla ne ilgisi var? Tarih disiplini bizlere, kabaca, geçmişin hikayesini anlatır.Bundan dolayıdır ki iyi bir öğretmendir.Ancak bu anlatış çoğu zaman objektif olmaktan uzaktır.Çünkü anlatıcının dünya görüşü,siyasal pozisyonu,sosyal sınıfı,kültürel aidiyeti gibi hususlar onun tamamen objektif olmasını engeller.Malum, durduğumuz ‘’yer’’le  gördüğümüz ‘’şey’’ arasında yakın bir ilişki vardır.Bu durum, bugünün tarihini yazacak olanlar için de geçerlidir.Enformasyon unsurlarının tarihte hiç olmadığı kadar yaygınlaştığı,bilginin oldukça hızlı yayıldığı bugün bile tarihe tanıklık etmek nerede durduğumuzla alakalıdır.Örneğin bir Amerikalı veya Amerikan değerlerini benimsemiş biri için Irak’ın işgali, o ülke insanlarının  demokrasiyle tanıştırılmaları yani medenileştirilmeleri ve dünya için oldukça tehlikeli olan kitle imha silahlarının çılgın bir adamın elinden alınması amacıyla yapılan oldukça kutsal/değerli bir eylemken,işgale doğrudan ya da dolaylı olarak muhatap Müslüman toplumlar için durum,emperyal karakteri bariz bir ülkenin kimi stratejik ve ideolojik emellerine ulaşmak amacıyla gerçekleştirdiği barbarca bir müdahaledir.Kimilerine göre 12 eylül askeri ihtilali Türkiye’de ki kaos ve anarşiye son vermişken ve yalnızca bu hususiyeti nedeniyle bile taktiri hak ederken,aynı ihtilal kimilerine göre Türkiye’nin küresel kapitalizme ve neo-liberal siyaset tarzına entegre edilmesinin önünü açmıştır.Örnekleri çoğaltmak mümkün…Pekiyi aynı olayın birbirine tamamen zıt  yorumlanmasının önüne nasıl geçilebilir?Ya da bu zıtlığın minimize edilmesi nasıl mümkün olabilir?

 

Eğitim Üzerine

Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte duyduğum bir söz ile beynim allak bullak oldu. Aklıma deli sorular geldi. Ey bu  aleminin en yüce varlığı insanlık ailesi! Lütfen sorularıma defans yapmadan ve vicdanınızın sesini dinleyerek, gönül gözüyle okuyarak cevap verin.

1.Bütün insanlar zeka bakımından eşit midir?

2.Matematik bilmeyen bir insan çöp müdür?

3.Dersleri zayıf olan iyi biri olabilir mi?

4. İnsanlara bir selamı bile vermekten acizlenen zeka abidesi haşmetmeap, Dünya’nın etrafında döndüğünü kişi her şekilde haklı mıdır?

5.Zeka seviyesi ile gelir seviyesi doğru orantılı mıdır ?

6.Hayali olmayanın özgür bir hayatı mümkün müdür?

7.Dünya zenginliği -para- her derdin ilacı mıdır?

 

Küreselleşmenin Sıradışı Öyküsü

Gebze İMH’de düzenlenen Kitap Tahlili etkinliğinde Hintli entelektüel Nayan Chanda’nın “Küreselleşmenin Sıra Dışı Öyküsü” adlı kitabı analiz edildi.

Kitabı önceden okuyan katılımcılar küreselleşme serüveninin insanlık tarihinin başlangıcından itibaren çok boyutlu olarak ele alındığı eseri olumlu ve olumsuz yönleriyle kritize etti.

 

Avrupa'yı Taşralaştırmak

İnsan ve Medeniyet Hareketi Gebze Eğitim Komisyonu tarafından her ay geleneksel olarak gerçekleştirilen “Kitap Tahlili” etkinliğinde bu ay Hintli düşünür Dipesh Chakrabarty’ in ‘Ayrupayı Taşralaştırmak’ adlı eseri tahlil edildi.

Gebze’de özellikle öğretmenlerin ve entelektüel çalışmalara ilgi duyan çevrelerin katıldığı aylık “Kitap Tahlili” programı İnsan ve Medeniyet Hareketi Gebze merkezinde yapıldı. Eğitimci ve Araştırmacı-Yazar Kamil Ergenç’in moderatörlüğünü üstlendiği programda Hintli düşünür Dipesh Chakrabarty’e ait ‘Avrupa’yı Taşralaştırmak’ adlı eser kritize edildi.

 

''Vatan''a Dair...

Modernliğin tarihi, 1648’i ulus-devletin temellerinin atıldığı yıl olarak kodlar. Avrupa’nın kendi içinde yaşadığı mezhep eksenli yüzyıl ve otuz yıl savaşlarının sona erdirilmesi amacıyla imzalanan Westphalya anlaşması, aynı zamanda bir ulusa ait mekanın başka uluslarca kabulünün tescillendiği bir süreci imler.Nitekim bu tarihten sonradır ki Avrupa’nın prenslikleri, egemenlik alanlarındaki toprağın mülkiyetinde hak sahibi olduklarını,başka ulusların iç işlerine karış/a/mayacaklarını,özellikle inanç farklılıklarının bir kavga sebebi sayılmayacağını kabul etmişlerdir.’’Tolerans’’ kavramı da bu sürecin ürünü olarak sözlüklerdeki yerini almıştır.Bizde anlaşıldığının aksine tolerans, tamamen dini içerikli kavgaların sona erdirilmesini sağlamak amacıyla merkezileştiren ve ‘’katlanma’’yı içkin bir kavram dır.Toleranslı olmak,kendisinden nefret edilen bir inanca,düşünceye,tavra ve tarza katlanma anlamını Westphalya sonrasına borçludur.

 

Suyun Fısıldadıkları

Medeniyetlerin etrafında kurulduğu iki gazın bir araya gelmesinden mucizevi bir şekilde oluşan Aziz su ile biraz hasbihal edelim. Batı Materyalizm ne sıkışmış seküler bilgilere inat Su’ya halimizi arz edelim. Yağmurlu Bir Günde gökyüzünden fren yapa yapa inen meleklerin indirdiği damlaları Nasrettin Hocanın hicivli anlatımıyla üstüne basmadan o yüce sözler eşliğinde temaşa edelim.

“Söyleyin; içtiğiniz suyu buluttan indirenler sizler misiniz yoksa onu Biz mi indiririz?” (Vakıa Suresi 68-69)

Allah gökten su indirdi de onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltti. Şüphesiz bunda dinleyecek bir toplum için bir ibret vardır.” (Nahl 65)

“Korku ve ümit kaynağı olarak şimşeği size göstermesi, gökten yağmur indirip onunla yeryüzünü ölümünden sonra diriltmesi, onun (varlığının ve kudretinin) delillerindendir. Şüphesiz bunda aklını kullanan bir toplum için elbette ibretler vardır.” (Rûm 24)

“Görmedin mi, Allah gökten su indirdi de onu yeryüzündeki kaynaklara ulaştırdı. Sonra onunla renkleri çeşit çeşit ekinler çıkarıyor. Sonra ekinler kuruyor da onları sapsarı kesilmiş görüyorsun. Sonra da Allah onları kurumuş çer çöp haline getirir. Şüphesiz ki bunda akıl sahipleri için bir öğüt vardır.” (Zumer 21)