Site İçi Arama

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün325
mod_vvisit_counterDün665
mod_vvisit_counterBu hafta2959
mod_vvisit_counterBu ay14373
mod_vvisit_counterHepsi586256

Sait Faik'ten Çocuklara Hikayeler

Kitabın adı: Saik Faik ten çocuklara hikâyeler

Kitabın yazarı: Saik Faik ABASIYANIK

Kitabı bitirdiğim tarih: 20.02.2015

Kitabın yayınevi: Türkiye iş bankası kültür yayınları

Kitabın sayfa sayısı: 110

Kitabın basım yeri ve yılı: İstanbul-2012

Saik Faik Abasıyanık: 18 Kasım 1906 da Adapazarı’nda doğdu. Çocukluğu Adapazarı’nda geçti. İlköğrenimini Rehber-i Terakki Okulunda yaptı. Ortaöğreniminin bir kısmını İstanbul Erkek Lisesinde, diğer kısmını ise Bursa Lisesinde tamamladı. (1925-1928) Yükseköğrenimine İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümünde başladı. (1928)  Fransa’da üç yıl yaşadı. Fransa’dan döndükten sonra bir süre Halıcıoğlu Ermeni Yetim Mektebi’nde Türkçe öğretmenliği yaptı. Çocukluğundan beri tüccar olmasını istediği babasının zorlamasıyla ticarete atıldı ve başarılı olamadı. Babasının 1939’daki ölümüyle geçimini yalnızca kalemiyle sağlamanın yollarını aradı. Yazarlığa lise yıllarında başlayan Sait Faik’in ilk şiiri Mektep Dergisinde yayınlandı(1925)ilk yazısı ’’Uçurtmalar” Milliyet gazetesinde yayınladı. 11 Mayıs 1954’te İstanbul da öldü.

Sarmaşıklı Ev:  bu hikâyede bir evden bahsediyor. ”Sarmaşıklı Ev” yaşadığı bir hikâye. Yaz, bir oda kiralamak istiyor ve Canvermez de o köyde bilinen en iyi kişi diye ondan almak istiyor ama kime sorsa Canvermez diye birini tanımıyoruz deyip gidiyorlar…

Uçurtmalar: Uçurtmalar Sait Faik’in ilk hikâyesiydi. Bir kuş olupta uçurtmalara nereden baksaydım nereden izleseydim diye içinden geçirir. Uçurtmalara sevgi dolu mutlulukla bakar onları yukardan izlemeyi hayal ettiğini anlatan bir hikâye, kendini kuş yerine koyup uçurtmaları yukardan izlediğini anlatan bir hikâyesidir.

Sivriada Sabahı: Bu hikâyesinde denize çıktığı bir zamandadır. Denizde yaşadıklarını kağıda dökmeyi çok sever. Bu hikayede üç kişi denize giderler Sotiri, Kalafat ve Sait denize açılırlar. Sait bir türlü balık tutamazken Kalafat her attığında bir karagöz tutar. Karagöz balığını bilmiyordum burada duyunca hemen araştırmak istedim ve bu hikaye sayesinde bir balık çeşidini daha öğrenmiş oldum.

Bir İlkbahar Hikâyesi: Bildiğimiz ilkbahar sıcak tatlı esen rüzgârdır, çiçeklerin rengârenk olmasıdır. Ağaçlar yemyeşil, kuşlar öter ama Sait Faik’in on iki yaşındayken babasının atanmasıyla bir Anadolu şehrinde bulunuyorlardı. Orada ilkbahar yağmurlarla gelirdi ve hava hep soğuk olurdu. Sait Faik’te o soğuğu oradaki ilkbaharı anlatıyor ve tabi daha sonra babası başka bir yere atanıyor o da buz gibi ilkbahardan kurtuluyor.

Kınalıada da Bir Ev: Sait Faik ömründe hiç kınalıadaya gitmemiştir. Ama oraya gitmiş gibi anlatır. Kınalıada da bir arkadaşı vardır ve onun evini hep hayal eder. Evin bahçesini, evin içini, evin içinin temizliğini, evin dışını, rengini bütün ayrıntılarıyla anlatır. Hayal gücümüzün gelişmesine fayda sağlar.

Bu kitapta yukarıda kısaca tanıttığım hikâyelerden başka on beş hikâye daha var. Bu kitabın en orijinal yanı, sayfada geçen bazı bilmediğimiz kelimelerin anlamlarını o sayfanın altında vermiş olmasıdır. Örnek: Munis: Cana yakın, sevecen, Bedbaht: Mutsuz, Mucip: Gerektiren, Menetmek: Yasaklamak vb.

Sait Faik’i daha önce tanımıyor ve onun hiç kitabını okumamıştım ama adını çoğu kez duymuştum. Bu kitapta hikâyelerin kısa olması güzel ama bazı kelimeleri argo olarak kullandığı için bu yanını sevmedim. Sait Faik’in bir sözü vardır: “Ben denizi balığı balık tutanı ekmeğini denizden çıkaranı çok severim.” Bu sözünü çok beğendim. İlk başta hiç okumak istememiştim biraz zor bir kitap yani zor dediysem böyle sıkıcı biraz ama hayatta kendimizi biraz zorlamalıyız biraz okuduktan sonra açılıyorsun ve kendini sanki orada balık tutuyormuş gibi hissediyorsun o zaman işte çok eğlenceli oluyor. Ben kendi öğrendiklerimin başkalarının da öğrenmesini çok isterim kendim faydalı bir şey yapıyorsam başkasının da o faydalı işi yapmasını isterim ve kendi okuduğum kitabı başkasına da okurum o zaman daha zevkli kitaba yoğunlaşırım ve daha eğlenceli olur.

 

Meryem NAYİR

İmam Hatip 6.Sınıf Öğrencisi


AddThis
 

Yorum ekle