Site İçi Arama

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün525
mod_vvisit_counterDün477
mod_vvisit_counterBu hafta2765
mod_vvisit_counterBu ay10357
mod_vvisit_counterHepsi582240

Bu Ülke

Eserin ilk baskısı Ötüken’den olmuş. Yayınevi dört kez basmış kitabı. Daha sonra İletişim’den 27 kez basılmış. Kitap toplam 342 sayfa.

Mahmut Ali Meriç “Entelektüel Bir Otobiyografi” adlı yazıyla Cemil Meriç’i anlatmış ilk olarak. Daha sonra yine oğlu, babasının kendi ağzından kendini anlattığı bir bölüm ve “Cemil Meriç Kronolojisi” hazırlamış. Ardından “Bu Ülke” geliyor. Kitabın sonunda da yazılarında geçen değişik isimlerin, kavramların kısa tanıtımı (Kaneviçe). Okur için son derece önemli bir kaynak.

Kitap bazen iki satır, bazen de üç dört sayfa süren süzülmüş, haddeden geçirilmiş yazılardan oluşuyor.

“Bu Ülke, yarım asırlık bir tetebbuun, bir sanatçı mizacından süzülen usaresi. Bir mesaj, daha doğrusu bir çığlık… kesif, dertli, derbeder…” Cemil Meriç bu sözlerle tanıtıyor kendi kitabını.

“Bu Ülke” bizim ülkemiz, bizim halkımız, bizim milletimiz için yazılmış; bizim daha iyi, sağlıklı ve doğru düşünmemiz, daha derin bakmamız ve görmemiz için yazılmış bir kitap. Bizi yolumuzdan eden, fikrimize, zihnimize ambargo koyan bütün hastalıkları bir cerrah misali ortaya koymuş. Dilimize, dinimize, kültürümüze uymayan ithal malı kavramları derinlemesine inceleyerek onların maskelerini düşüren bir yazar ve kitabı. “İzm’ler idrakimize giydirilen deli gömlekleri. İtibarları menşe’lerinden geliyor. Hepsi de Avrupalı.”(sf. 92)

Birçok kişinin değişik sebeplerle adını bile anmadığı Said Nursi’nin ve talebelerinin kendini hayran bırakan mücadelesini övecek kadar tarafsız bir yazar ve kitabı. “Nurculuk, bir tepkidir. Kısır ve yapma bir üniversiteye karşı medresenin, küfre karşı imanın, Batı’ya karşı Doğu’nun isyanı. Her risâle bir çığlık, şuuraltı’nın bir çığlığı.” (sf.248)

Bize ne olmamız gerektiğini, nasıl olmamız gerektiğini sözleriyle adeta kafamıza tokmak gibi vurarak anlatmaya çalışmış. “Batı’nın en talihsiz fikir adamı, bir ba’s-ü bâd-el mevt hayaliyle avunabilir. Türk yazarı, böyle bir teselliden de mahrum. Dil, Penelop’un örgüsü, yirmi dört saatte bir sökülüp örülüyor.”(sf. 89) “…Her mukaddesi yıkan Fransız İhtilali, tek mukaddese saygı göstermiş: kamûsa. Eski sözlüğe kızıl bir külâh geçirdiğini söyleyen Hugo tek kelime uydurmamış; sembolizm’in üç silâhşörü de öyle. Ama kullandıkları her kelime yeni. Heyhat! Batı’da cinnet bile terbiyeli.”(sf. 88)

Söylediklerinden daha fazlasını, düşünmemiz ve anlamamız için bize bırakıyor. Her cümleyi, her yazıyı okuduktan sonra uzunca bir süre tefekküre dalıyoruz. Çok derin bir bilgi ve kültür birikiminden sızan cümleler… Yoğrulmuş, yoğunlaştırılmış… Yek avaz bir gazel… Velhasıl okullarda ders kitabı olarak okutulacak, tefsir edilecek, yorumlanacak, düşünen ve düşünmeyi isteyen herkese kılavuz olacak bir kitap.

 

Veysel CAMGÖZ


AddThis
 

Yorum ekle