blank

Site İçi Arama

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün406
mod_vvisit_counterDün573
mod_vvisit_counterBu hafta406
mod_vvisit_counterBu ay10846
mod_vvisit_counterHepsi1007500

Editörden

Post-Kolonyal Dilin Bariyerlerini Yıkmak

 

Geleceğin Felsefesi üst başlığı altında yaptığımız dersler kapsamında bu ay “Post-Kolonyal Dilin Bariyerlerini Yıkmak” başlığını teşrih masasına yatırdık. Öne çıkan başlıkları ve bu başlıklara ilişkin kısa içerikleri konuya ilgi duyanların nazar-ı dikkatine arz etmek isterim:

Post-Kolonyalizm, Batı dışı toplumların yaklaşık iki asırdır maruz kaldıkları “epistemik şiddetin” bazı kozmetik değişikliklerle devam ettiği tezi üzerinden öne çıkan bir kavramsallaştırma. Edward Said, Gayatri Spivak,Ranajit Guha,Arif Dirlik,Frantz Fanon,Dipesh Chakrabarty gibi entelektüellerin öncülüğünde dünya akademik havzasının gündemine girmiş.Gramsci’nin “madun”(sesi duyulmayanlar,paradigma savaşını kaybedenler,ötekiler) kavramsallaştırmasından ilham alarak oluşan “post-kolonyal okul” özellikle Hindistan merkezli çalışmalar yapıyor.Doğrudan kolonyalizmin(sömürgeciliğin) cari olduğu dönemlerde Avrupa merkezci(Eurocantric) insan,evren,tanrı,zaman,mekan,devlet ve tarih tasavvurunun nasıl tahkim edildiğini inceliyor ve bağımsızlığını kazandığı söylenen ulusların bu tesirden kurtulup kurtulmadığını sorunsallaştırıyor.Ders süresince bizim de cevabını aradığımız soru şuydu; Doğrudan kolonyalizmin sona ermesi Batı dışı toplumların (Asya,Latin Amerika,Ortadoğu ve Afrika)maruz kaldıkları “epistemik şiddetin” sona erdiği anlamına gelir mi? Ve en önemlisi de, Türkiye bu sürecin neresinde yer alıyor? Çünkü Türkiye, doğrudan sömürgeleşmeye maruz kalmamasına rağmen, 19.yüzyılın başından itibaren gönüllü olarak kolonyalist bilgiye dayalı tasavvur biçimlerini, aydınları/entelektüelleri/bürokratları aracılığıyla ithal etti. Bu bağlamda Türkiye’nin de içinde bulunduğu Batı dışı toplumların halen kolonyalist dilin tesirlerine maruz kaldığını ve hatta özellikle aydınlar/entelektüeller nezdinde bu dilin kanıksandığını söylemek abartı olmaz. Şayet bu dille esaslı bir hesaplaşma yapılmazsa, gelecek adına umutlu olmanın oldukça romantik bir tavır olacağı söylenebilir.

 

Ulus Devletin Geleceği:Salata mı Olacağız? Aşure mi?

            

İslam Düşüncesi dersleri kapsamında, bu yıl aylık periyotlarla geleceğin felsefesine ilişkin çözümlemeler yapma arzusundayız. Bu çerçevede ilk dersimizin konusu hepimizi yakından ilgilendiren “Ulus-Devlet Paradigması ve Geleceği” hakkındaydı. İstisnasız hepimizin zihin dünyasını iğdiş eden ve şayet eleştirel bir dikkat ve deruni bir farkındalık bilinci geliştirmezsek iğdiş etmeye devam edecek olan bir bela/musibet olarak ulus devleti teşrih masasına yatırmanın önemli olduğunu düşünüyorum.Bu bağlamda dersimizde öne çıkan bazı başlıkları konuya ilgi duyanların nazar-dikkat/ler/ine arz etmek isterim.

 

İdeolojinin Mekanı(Doğu-Batı Kavramları Üzerine)

 

Oryantalizm

 

İslam Düşüncesi Dersleri

 

 

Türkiye'nin Modernleşme Süreci ve Yeni Türkiye Metaforu Dersleri

 

 

Şok Doktrini

Gebze İnsan ve Medeniyet Hareketi’nin her ay geleneksel olarak gerçekleştirdiği “Kitap Tahlili” etkinliğinin Nisan ayı programında Kanadalı gazeteci, yazar ve aktivist Naomi Klein’in “Şok Doktrini-Felaket Kapitalizminin Yükselişi” isimli eseri tahlil edildi.

Kitap tahlil programında katılımcılar, Latin Amerika ve soğuk savaş sonrası Rusya’nın kapitalist sisteme entegre edilme süreci; küresel çaptaki neoliberal, kapitalist uygulamalarla Türkiye’deki yansımaları; kapitalizmin küreselleşmesinde Chicago, Harward ve Berkeley üniversitelerinin oynadığı rol; korku, panik, şok ve dehşet üretimi ile kapitalizm arasındaki ilişki; şok doktrini politikasının Şili, Arjantin, Bolivya, Irak, Afganistan örnekleri üzerinde durdu.

 

Küresel Çağda Varolmak

Gebze İnsan ve Medeniyet Hareketi merkezinde her ay düzenli olarak gerçekleştirilen Kitap Tahlili etkinliğinde, Atasoy Müftüoğlu’nun ‘Küresel Çağda Varolmak’ adlı eseri tahlil edildi.

İnsan ve Medeniyet Hareketi Eğitim Komisyonu Başkanı Eğitimci-Yazar Kamil Ergenç’in moderatörlüğünde gerçekleşen Kitap Tahlil programları, üçüncü yılında ‘Küreselleşme’ kavramı eksenli eserleri tahlil etmeye devam ediyor. Bu çerçevede mart ayı kitabı olan Atasoy Müftüoğlu’nun ‘Küresel Çağda Varolmak’ adlı eseri vakıf merkezinde tartışmaya açıldı.

Programda kitabın ana bağlamına sadık kalmak koşuluyla aşağıdaki sorulara cevap arandı:

1-Küresel çağda İslam’ın ontolojik ve epistemolojik bağımsızlığını nasıl inşa edebiliriz?

2-Modern/Post-Modern seküler dilin tahakkümünden kurtulmak mümkün mü? Nasıl?

3-Küreselleşme karşısında İslami bünyenin zaaf ve imkanları hakkında neler söylenebilir?

4-Oryantalistlerce Ortadoğu olarak adlandırılan beldelerde cereyan eden hadiselerin küreselleşme ile ilgisi nedir?BU hadiselerin karakteristiği ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

 
Daha Fazla İçerik...