okumali

Site İçi Arama

Ziyaretçi İstatistikleri

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün189
mod_vvisit_counterDün473
mod_vvisit_counterBu hafta1095
mod_vvisit_counterBu ay8548
mod_vvisit_counterHepsi1824019

Türkiye'nin Göçmen Meselesi

GİRİŞ

“Arap Baharı” adıyla bilinen ve özellikle Orta Doğu’daki Müslüman ülkelerin otoriter rejimlerine karşı başlayan devrim sürecinin bir parçası olarak 2011’de çıkan Suriye İç Savaşı geride bıraktığımız 13 yılda hem Suriye hem de bölge adına müthiş bir istikrarsızlık doğurdu. Ortaya çıkan menfi tablodan en fazla etkilenen ülkelerin başında 4 milyona yaklaşan Suriyeli nüfusu kabul eden Türkiye geliyor. “Ensar-muhacir” söylemi ile başlayan göç sürecinin Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı ekonomik buhranlar sonrası “Suriyeli göçmen-sığınmacı-mülteci-kaçak” şeklinde bir söylem değişimine uğradığını hep birlikte müşahede ediyoruz. Bir tarafta iktidarın “Suriyeli kardeşlerimiz” vurgusu diğer tarafta faşizan grupların “işgalci Suriyeliler” yakıştırması duruyor.

Konu göçmenler olduğunda kıyas kabul etmez popülasyon farkıyla Suriyeliler akla gelse de Afganlar da son günlerde sıkça gündeme getirilmekte. Dünyanın küresel bir savaşa doğru gittiği ve coğrafyaların küresel odaklar tarafından istikrarsızlaştırıldığı bir vasatta Türkiye’nin göç meselesiyle bir süre daha yüzleşmek zorunda olduğu ortada. Vakıaya yaklaşımdaki bu ifrat-tefrit çizgisinde göç meselesine nasıl yaklaşmak gerekir, veriler istikbale dair bize ne söylüyor, yazımızda bu konuyu ele almaya çalışacağız.

Yükselen Sağ ve Mülteciler

2024 yılı tüm dünyada seçimlerle geçecek. Seçimlerin en önemli gündemi ise göçmenler. Özellikle Avrupa’da kayıt dışı göçün hukuki yollarla engellenmeye, kayıtlı göçün ise zorlaştırılmaya çalışıldığını görüyoruz. İngiltere’nin Ulusal İstatistik Ofisi’ne göre 2022 yılında Birleşik Krallık’a göç eden insan sayısı 745 bin kişi ile rekor kırdı. Bu durum ülkedeki sağ grupların göçmenler meselesini politik bir malzeme olarak kullanmasına sebep oluyor. Her ülkede olduğu gibi burada da mültecilere karşı geliştirilen temel söylem “kamu hizmetleri üzerindeki ekonomik baskı ve konut krizi”. [2]

İş Gücü ve Göçmenler

Bununla beraber yoğun göç alan tüm ülkeler için göçmenler, ağır işler için istihdam kaynağı oluşturuyor. Almanya’da yürürlüğe giren 3 aşamalı yeni göç yasası, meslek sahibi insanların ülkeye kabulünü kolaylaştıran değişiklikler içeriyor. Şansölye Scholz’un yeni göç yasası hakkında söylediği, "Geleceğimizi, ekonomimizin verimliliğini ve sosyal güvenlik sistemlerimizin etkinliğini ancak elimizin altında yeterli sayıda kalifiye işçi bulunması halinde garanti altına alabileceğimizi biliyoruz."[4]

Türkiye ve Göçmenler

2011 Suriye İç Savaşı’ndan sonra Türkiye’ye gelen Suriyeliler “geçici koruma statüsü”nde sayılıyor. 31 Aralık 2023 itibariyle Türkiye’de bulunan Suriyeli sayısı 3 milyon 214 bin 780 kişi.[6] Türkiye’deki düzenli göçmenlerin toplam nüfusu ise 4 milyon 643 bin 986.

Çözüm Önerisi

Türkiye’de birçok milletten göçmen bulunsa da Suriyelilerin 3 milyonu aşan nüfusları ve ülkemizde geçirdikleri 10 yılı aşkın süre bu nüfusun ciddi bir kısmının kalıcı olabileceğini düşündürmektedir. Bu durumda Suriyelilerin Türkiye’ye adaptasyonu üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir mesele olarak karşımıza çıkıyor. Burada kastedilenin ırkçı bir asimilasyon olmadığını vurgulayalım. Kastımız 18 yaşın altındaki çocukların eğitimi, kamu hizmetlerinden sağlıklı şekilde faydalanabilme, iş alanlarında sosyal güvencenin takibi, hukuki hak ve görevlerin farkındalığı gibi işlerin yerine getirilmesi ile bu kadar büyük bir popülasyonun Türkiye’yle entegrasyonunu sağlayabilmektir.

Yukarıda sayılanların yapılabilmesi için Milli Eğitim Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı gibi kurumların koordineli çalışması gerekmektedir. Bu ise bakanlık düzeyinde politikalar geliştirilmesi ile mümkündür. Halihazırda göçmenlerle ilgili resmi iş ve işlemleri yürüten İç İşleri Bakanlığına bağlı Göç İşleri Başkanlığının bu denli büyük işleri yapacak bütçe ve yetkisi yoktur. Bu sebeple atılacak ilk adım göç ve göçmenler ile ilgili politikalar yapabilmesi için bir bakanlık kurulması olmalıdır.

Türkiye’de Suriyelilerin kurduğu bir siyasi parti mevcut değildir. “Geçici koruma statüsü” altında olmaları sebebiyle -vatandaşlık alanlar hariç- Suriyeliler oy kullanamamaktadır. Türkiye’de kalıcı olmaları durumunda siyasi temsile ihtiyaç duyacakları muhakkaktır. Bu durumun yaşanıp yaşanmayacağını Türkiye’nin Suriye politikası ve oradaki istikrara bağlı olarak göçmenlere yönelik muamelesi belirleyecektir.

Dünyanın İkinci Dünya Savaşına doğru gittiği 1930’lu yıllarda Yunanistan’la aramızda “etabli” meselesi olarak bilinen mübadele meselesini çözemeyen Türkiye, İstanbul’da yerleşik Rumları Türk vatandaşı saymak zorunda kalmış, 1955’te çıkan 6-7 Eylül olayları ile de Rum nüfusu ülkeden kaçmak zorunda bırakmıştır. Ulus-devlet aklının hala çok güçlü olduğu ülkemizde Suriyelilerin iktisadi zorunluluklara dayanan bir oldu-bitti ile ülkede kalması, sonrasında yeni 6-7 Eylüllere yol açar mı, bekleyip göreceğiz.

 

Oğuzhan Kabakcı

 


[2] Fransa’da yasalaşan yeni yabancı göçmen yasasında neler var? | Euronews

[4] İtalya üç yıl içinde 450 bin yabancı işçiye oturma izni verecek | Euronews

[6] İçişleri Bakanı Yerlikaya: 238 bin 55 Suriyeli Türk vatandaşlığı kazandı (sozcu.com.tr)


AddThis
 

Yorum ekle